YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12790
KARAR NO : 2008/4436
KARAR TARİHİ : 28.03.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat Aytül Arıkan gelmiş davacılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar 13.3.1986 tarihinde 12990 m2’lik taşınmazı davalıların murisi … ‘den tapuda satın aldıklarını, satın aldıktan sanra bu taşınmazı ikiye ifraz edip 6495’er m2’lik iki taşınmaz olarak her birinin adına ayrı ayrı tapuya tescil ettirdiklerini, davalılar murisi … ‘in vasisi olan davalı …’in muris … ‘in hukuki ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle … Asliye Hukuk Mahkemesine vesayeten açtığı 986/378 esas sayılı davayı kazanarak bu taşınmazların tapularını iptal ettirip tekrar … adına tapuya tescil ettirdiğini, kendilerinin bu arada taşınmazlara inşaat yaptırarak kullandıklarını, bunun üzerine kendilerinin aynı mahkemede 989//330 ve 989/331 esas sayılı davaları açarak M.K. 650 maddesine göre taşınmazların bedelleri mukabilinde adlarına tecilini istediklerini, açtıkları bu davaların rededildiğini, davalıların 1995 yılında taşınmazları imara uygun olarak birleştirme ve ifraza tabi tuttukların ve bunun neticesinde taşınmazların 5746 m2’sinin yola terk edildiğini 7244 m2’sinin ise 1-2-3-4-5-6 nolu müstakil parsellere dönüştüğünü, davalıların ev ve müştemilatlarının bulunduğu 3-4-5 parsel sayılı taşınmazları
kendilerine sattığını, böylece aynı yere 2 kez para ödemek zorunda kaldıklarını belirterek; muris … ‘e … oldukları satış bedelinin dava tarihinde 60.000 YTL’ye ulaştığını iddia ederek bu paranın denkleştirici adalet kurallarına göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, dava hakkının zamanaşımına uğradığını, ayrıca murisleri … ‘in ehliyetsiz bir kişi olduğunu, bu yüzden davacıların murisleriyle yaptıkları işlemin mutlak butlanla muallel olduğunu, bu yüzden davacıların kötü niyetli olup aklen malul kişiye verdiklerini iddia ettiklerini iddia ettikleri paranın bunun tarafından sarfedilmesinden dolayı kalan bir para bulunmadığından davacıların bir talepte bulunamıyacaklarını ayrıca davacıların taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre murisin aldığı satış bedelinin denkleştirici adelet ilkesine göre 33.000 YTL’ye ulaştığı kabul edilerek bu paranın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar davalılar murisinden satın aldıkları taşınmazın tapusunun iptali nedeniyle inşaat yaptıkları bölümlerini davalılardan tekrar satın almak zorunda kaldıklarını böylece davalılar murisinin sebepsiz zenginleştiğini savunarak murise ödediklerini iddia ettikleri paranın dava tarihinde ulaştığı değerin davalılardan tahsilini istemişlerdir. Tarafların iddia ve savunmalarıyla dosyaya giren deliller ve tüm dosya kapsamından; davalılar murisinin davacıların taşımazı satın aldıkları sırada, aklen malül bir kişi olması ve hukuki ehliyetinin bulunmaması nedeniyle vasısinin açtığı dava sonucunda davacılar adına geçen tapuların iptaliyle taşınmazların muris adına tapuya tescil edildiği bunun üzerine davacıların M.K. 650 maddesine dayanarak bu taşınmazların adlarına tescilini talep ettikleri ve bu davalarında iyiniyetli kabul edilmediklerinden reddine karar verilip, verilen karaların, Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleştiği açıkça anlaşılmaktadır. Davalılar murisinin hukuki işlem ehliyetinin olmaması nedeniyle satış işlemi M.K. 15.maddesi hükmü uyarınca geçersizdir. Bu taktirde geçersiz sayılan satış işlemi nedeniyle verilen satış bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi
talep edilebilir. Davacılar iyi niyetli olduklarını savunmuşlarsa da daha önce taraflar arasıda geçen dava dosyalarından iyi niyetli iddialarının doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davalılar murisinin iade yükümlülüğü, sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmakla birlikte, Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre iptal edilen satışı yapan davalılar murisinin kısıtlı hukuki ehliyeti bulunmayan bir kişi olması nedeniyle iade sorumluluğunun kapsamı elinde kalan miktarlar sınırlıdır. Davacılarca; kısıtlı olan davalılar murisinin satış parasından elinde kalan bir miktar olduğu kanıtlanamadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının reddine, 2.nolu bentte açılanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bent uyarınca davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 550 YTL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalılara ödenmesine, 28.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.