Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/6600 E. 2012/26219 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6600
KARAR NO : 2012/26219
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, Bursa Barosuna kayıtlı serbest … olduğunu, 1986 yılından itibaren davalı odanın hukuk müşaviri ve vekili olduğunu, dava ve icra takiplerine baktığını, iş sözleşmesinin yönetimin değişmesi üzerine 18.02.2010 tarihinde feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatlarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren davacının hukuk müşavirliği yaptığını, ücretinin kendisine serbest meslek makbuzu karşılığında ödendiğini, aradaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanmadığını belirterek görev itirazında bulunmuş; esasa yönelik olarak da davacının vekalet sözleşmesiyle odanın avukatlığını yaptığını, sadece davalı odanın değil başka odaların ve esnaf kuruluşlarının avukatlığını yaptığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığı ve iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kabul edilerek davacının istekleri hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Dava dilekçesindeki açıklamalar ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının Bursa Barosunda kayıtlı serbest … olduğu, danışmanlık yapmak, davalarını takip etmek ve icra takiplerini yürütmek üzere davalı odayla sözleşme yaptığı, sözleşmenin oda tarafından sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıyla davalı oda arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanıp dayanmadığı ve ilişkinin niteliğine göre uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında her sene yenilendiği anlaşılan “hukuk müşavirliği sözleşmesi” başlıklı sözleşmede ezcümle davacının oda aleyhine açılan ve odanın açtığı davalara gireceği, oda üyelerinin soru ve sorunlarına oda ofisinde veya kendi bürosunda cevaplandıracağı, oda üyelerinin dilekçelerini ücretsiz olarak yazacağı, her ay kendisine serbest meslek makbuzu karşılığında ücret ödeneceği, kendisine oda adına noterden vekalet verileceği, sözleşme ile yüklendiği işleri bizzat yapabileceği gibi yanında çalıştıracağı avukatlar vasıtasıyla da yapabileceği hususlarının kararlaştırıldığı, davacının sözleşmeyle yüklendiği işleri yerine getirmesi için günlük ve haftalık çalışma süresine yer verilmediği görülmüştür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olarak tanımlanmıştır. Kanundaki tanımdan da anlaşılacağı üzere iş sözleşmesinin varlığından söz edilebilmesi için kurulan hukuksal ilişkide bağımlılık unsurunun bulunması şarttır. İş sözleşmesinin en belirleyici unsuru olan bağımlılık bir kimsenin belli bir zaman dilimi içerisinde işverenin talimatları doğrultusunda sözleşmeyle yüklendiği işleri yerine getirme yükümlülüğünü ifade etmektedir. Taraflar arasında yapılmış olan hukuk müşavirliği sözleşmesinde davacının yüklendiği işleri belli bir zaman dilimi içerisinde işverene bağımlı olarak ve doğrudan işveren organizasyonu içerisinde yerine getirme zorunluluğunu öngören bir kurala yer verilmemiştir. Söz konusu sözleşmenin kapsam ve içeriği incelendiğinde davacının müşavirlik hizmetleri ile diğer işleri kendi bürosundan yürütebileceği gibi odaya da gidip orada da yerine getirebileceği yönünde davacıya serbestlik tanındığı, ayrıca davacının sözleşmeyle yüklendiği yükümlülüklerini (işleri) bizzat yerine getirebileceği gibi bürosuna çalışan avukatlar tarafından da yapılabileceğine ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında sözleşmenin bağımlılık unsurunu içermediği anlaşılmaktadır. Davacıya her ay serbest meslek makbuzu karşılığında ücret ödenmesi vekalet sözleşmesinde de ücret ödenmesinin kararlaştırılabileceği yönü dikkate alındığında aradaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesini gerektirmez.
Tüm bu açıklamalara göre Bursa’da serbest avukatlık yaptığı tartışmasız olan davacıyla davalı oda arasındaki ilişkinin iş sözleşmesinin bağımlılık unsurunu içermediği, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanmadığı dikkate alınarak iş mahkemesinin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.