Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8113 E. 2009/14476 K. 10.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8113
KARAR NO : 2009/14476
KARAR TARİHİ : 10.12.2009

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının avukatlığını yaptığını ve vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 28.587,00YTL. alacağının faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemece davanın taraflarına duruşma gününü bildiren tebligat çıkarılmış, ancak davalıya çıkartılan tebligatın geçerliliği incelenmeden karar verilmiştir. Oysa davanın esasının incelenebilmesi için duruşma gününün davalıya Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümlerine uygun bir şekilde tebliği gerekir. Somut olayda dava dilekçesinin, davalıya vekaletnamede bildirdiği adrese tebliğe çıkarıldığı ve adreste oturmadığından bila tebliğ iade edildiğinden, adres araştırması ile davalının 1998 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bildirdiği adresin kapı numarası no:1 yazılı olduğu halde no:14/5 adresine 7201 sayılı kanunun 21.maddesi uyarınca dava dilekçesinin tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ancak bu adresin, davalının vekili olarak davacı avukat tarafından takip edilen icra dosyasındaki borçlusu dava dışı .’ın adresi ile aynı olduğu gibi, bu adresi bildirilen en son adresi de değildir. Bu nedenle davalının en son olarak bildirdiği vekaletnamedeki adresinde oturmama nedenine göre, geçici ya da daimi olarak bu adresten ayrılıp ayrılmadığı gözetilerek 7201 sayılı kanunun 21.maddesi veya 35. maddesinden koşullarına uygun olanı ile davalıya duruşma gününün tebliği yapılmalıdır. Mahkemece dava dilekçesinin davalıya tebliği açıklanan nedenlerle geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava dilekçesi ve duruşma günü geçerli şekilde davalıya tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hüküm verilmesi davalının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. O halde dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliği ile savunma hakkı tanındıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken, bu yönün gözardı edilerek yazılı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.