Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/19820 E. 2012/21572 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19820
KARAR NO : 2012/21572
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davalı işverenlikçe feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı … sürüldüğünü, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel karar alması gerektiğini, işverenin kararında iş görme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durumun araştırılmasını, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davalı işverenin açıklanan tüm bu ilkeleri ihlal ettiğini, müvekkilinin iş sözleşmesini fesheden davalı işverenin, müvekkilinin muhasebe ile ilgili lisans eğitimi bulunmasına ve daha önceden aynı görev için talepte de bulunmuş olmasına karşın, 0cak/2011 ‘de genel müdürlük muhasebe birimine işçi alımı yaptığını, bu hususun da mali yapıda bozukluk iddiası ve müvekkiline bildirilen fesih gerekçesi ile çeliştiğini, Temelli’de bulunan personelden ikisinin başka işyerlerine nakledildiğini bu sebeplerle feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hazır beton üretim işi yaptığını, son dönemlerde hazır beton satışlarında azalma meydana geldiğini, bu durumun şirketin mali yapısında olumsuzluklara … açtığını, şirketin 2010 yılını zararla kapattığını, tüm ekonomik tedbirlerin alındığını, Temelli hazır beton tesisinin gelirlerindeki büyük düşüş sebebiyle tesisin kapatıldığını, davacının istihdam edileceği boş yer olmadığından alınan işletmesel kararla davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda 2010 yılında davalı işverenliğin zarar ettiği,zararın satış maliyetlerinde meydana gelen artıştan kaynaklandığı personel giderlerinin ciddi bir rakam oluşturmadığı, öncelikle üretim ve verimliliği artırıcı önlemler alınarak teknolojik gelişmelerin takip edilmesi, rasyonalizasyon tedbirleri alınarak masrafların kısılması, yeni çalışma, imalat ve üretim metodlarının ve yeni pazarlama sisteminin uygulamaya sokulması veya değiştirilmesi, işlerin işyerinin tam gün veya kısmi süreli çalışma ya da çalışma sürelerinin azaltılması veya yoğunluğunun arttırılması, hizmet içi eğitim verilerek işçilerin bir başka bölümde çalıştırılmalarına imkan sağlanması, yıllık izin ve ücretsiz izin uygulaması gibi tedbirler düşünülmeksizin feshin son çare olması prensibine uygun hareket edilmeyerek iş sözleşmesinin fesh edilmesinin geçerli nedene dayanmadığını bildirildiği, bilirkişi raporu mahkemece yerinde görüldüğünden, bu sebeplerle feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, hammadde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarının kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının davalı işyerinde sipariş sevk görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin çalıştığı işyerinin işverenlikçe kapatılması ve davalı işverenliğin diğer işyerlerinde görevlendirileceği boş kadro bulunmadığı gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının çalıştığı işyerinin kapatıldığı sabittir. İşyerinin kapatılmasına ilişkin kararın yerinde olup olmadığı denetlenemez. İşyerinin kapatılmasından dolayı oluşan istihdam fazlasının feshin son çare olması ilkesi bakımından davacının başka bir birimde değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığının açık bir şekilde saptanması ve bundan sonra sonuca gidilmesi gerekmektedir. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi heyetinden alınan rapor içerik itibariyle bu yönü aydınlatmaya elverişli değildir. Bu sebeple mahkemece işletme yönetimi uzmanı, insan kaynakları uzmanı ve muhasebeci mali müşavirden oluşturulacak üç kişilik başka bir bilirkişi kuruluna işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkiside verilmek suretiyle inceleme yaptırarak alınacak raporun diğer delillerle birlikte varsa emsal davalarda varılmış olan sonuçlarda dikkate alınarak değerlendirilerek oluşacak durum çerçevesinde karar verilmelidir. Bu bakımdan eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.