YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16982
KARAR NO : 2012/21609
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdinin mazeretsiz ve izinsiz olarak üç gün üst üste devamsızlık yapması ve işverinin bir başka işçisine sataşması 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II- d ve g alt bendleri gereğince haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir .
2- Davacının temyiz itirazları yönünden ise ; Davacı işçinin iş verenin bir başka işçisine sataşması nedeni ile iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir sebeple feshedilip edilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Somut olayda, davacı işçinin 11/08/2010 tarihinde davalı işyerine gelerek mağaza Sorumlusundan tazminatlarını istediği, mağaza sorumlusunun böyle bir yetkisinin olmadığını beyan etmesi üzerine her iki işçi arasında tartışma yaşandığı ve bu tartışma sırasında davacının mağaza sorumlusu olan diğer çalışana “şerefsizler” diyerek hakaret ettiği anlaşılmakta ise de, davacı fazla çalışma ücretlerin talep etmesi üzerine işveren tarafından hakkında asılsız tutanaklar düzenlendiğini ve tutanakları imzalamayı kabul etmemesi nedeni ile de 09.08.2012 tarihi itibari ile iş akdinin sonlandırıldığın savunmaktadır .
Dosya içerisinde mevcut Bölge Çalışma Müdürlüğü evraklarını incelenmesinde, davacının 10.08.2010 tarihinde aynı iddialar ile iş akdinin işverence haksız feshedildiğini belirterek şikayette bulunduğu görülmektedir. Davalı tanığı olarak dinlenilen ve 11.08.2010 tarihinde yaşanan tartışmanını tarafı olan mağaza sorumlusu tanık … …, davacının sorumluluğunda bulunan temizliği yeterince yapmaması nedeni ile 09.08.2010 tarihinde kendisinin uyarıldığını, bunun üzerine davacı ile aralarında tartışma yaşandığını ve olayın daha fazla büyümemesi için davacıya üstünü değiştirip mağazadan çıkmasını söylediğini beyan etmektedir. Bu durumda, davacı işçinin iş akdinin 09.08.2010 tarihi itibari ile işveren tarafından sonlandırıldığının kabulü gerekir. Mağaza sorumlusunun feshe yetkili olmaması sonuca etkili değildir. Davacının amiri konumunda bulunan ve o an itibari ile iş yerinde işveren temsilcisi sıfatını taşıyan mağaza sorumlusunun davacıya üstünü değiştirip mağazadan çıkması yönünde beyanda bulunması davacı işçi açısından fesih sonucunu doğurmaktadır.
09.08.2010 tarihinde gerçekleşen fesihten iki gün sonra tazminatları talep etmek üzere iş yerine gelen davacı işçi ile mağaza sorumlusu arasında yaşanan tartışma sırasında davacı diğer işçiye sataşmış ise de fesih iradesi karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurduğundan ve iş ilişkisi bu olay öncesinde sona erdiğinden davacının işçinin iş sözleşmesinin 11.09.2010 tarihinde meydana gelen olay nedeni ile geçerli feshedildiğinin kabulü doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda davanın kabulü gerekir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 364,34 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oy birliğiyle 09.10.2012 tarihinde karar verildi.