Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/14552 E. 2007/2209 K. 19.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14552
KARAR NO : 2007/2209
KARAR TARİHİ : 19.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan … …’a ait olan daireyi 27.11.2000 tarihli sözleşme ile 21.000.000.000 TL bedelle satın aldığını, satış bedelinin 4.000.000.000 TL’lik kısmını peşin ödeyip, bakiye bedel için de 1.000.000.000 TL bedelli üç adet çek ile 14 adet bono verdiğini, davalının daireyi kendisine teslim etmeyerek, başka bir şahsa kiralaması nedeniyle bono ve çek bedellerini ödemediğini, peşin ödediği bedelin iade edilmediği gibi, vermiş olduğu çeklerin de diğer davalıya ciro edilerek hakkında takip başlatıldığını ileri sürerek, peşin ödediği 4.000.000.000 TL.nin 27.11.2000 tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, satış bedeli karşılığı vermiş olduğu bono ve çeklerden dolayı da borçlu olmadığının tesbitine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise davalının daireye müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … …, davacının kendisine sadece 2.000.000.000 TL ödediğini savunarak, diğer davalı ile birlikte davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne, 27.11.2000 tarihli sözleşmeden dolayı davacının davalı …’a 18.000.000.000 TL borçlu olmadığının tesbitine, senetlerin iptaline, eda davası açma imkanı varken tesbit davası açılamayacağı gerekçesiyle peşin ödenen miktar yönünden ise davanın reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce, “davanın tesbit değil, eda davası olduğu, bu nedenle peşin ödenen miktar yönünden de tarafların delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya
uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, peşin ödenen miktar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm, yine davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bozmadan önceki hükümde, davacının 4.000.000.000 TL’lik peşin ödemenin iadesi ile ilgili talebi, mahkemece “eda davası açma imkanı varken tesbit davası açılamayacağı” belirtilerek reddedilmişse de, hükmün gerekçesinde, “taraflar arasında 21.000.000.000 TL üzerinden taşınmaz satımına ilişkin sözleşme yapıldığı, davacının 3.000.000.000 TL’yi peşin olarak davalılardan … …’ a ödediği” açıkca kabul edilmiş olup, ilk hüküm davalı tarafından temyiz edilmemiş, davacının temyizi üzerine Dairemizce, peşin ödeme yönünden de esastan hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. İlk hüküm davalı tarafından temyiz edilmediğinden, hükmün gerekçesinde kabul edilen “davacının davalılardan … …’a 3.000.000.000 TL peşin ödediği” hususu, davacı yararına usuli müktesep hak teşkil etmekte olup, mahkemece usuli müktesep hakka aykırı olarak, öte yandan 2.000.000.000 TL’lik ödeme bakımından davalının cevap dilekçesindeki açık ikrarı dahi gözardı edilerek, peşin ödeme yönünden yazılı şekilde davanın ispat edilemediğinden bahisle tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.