YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13344
KARAR NO : 2012/21375
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işverence haklı gerekçe yok iken feshedildiğini belirterek işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının işveren vekili olduğunu ve iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağını ayrıca sözleşmenin işverenin güvenini kötüye kullanması sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının işveren vekili olmadığı ve haklı fesih sebebinin işverence ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
Buna göre işveren vekilleri öncelikle, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcılarıdır. Bunun dışında işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. İşletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır.
Dosya kapsamına göre davacının fabrika müdürü olarak çalıştığı uyuşmazlık dışıdır. Mahkemece davacının “…organizasyon şemasına göre davacının işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları arasında olmadığı sadece şirketin fabrikasının müdürü olduğu, işyeri olan fabrikanın bütününü sevk ve idare eden kişi olmakla birlikte şirketten bağımsız olarak işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin şirketin yöneticilerinde olduğu, davalı tarafından dosyaya ibraz olunan davacının işten işçi çıkarmasına ilişkin belgelerin incelenmesinde, davalı şirketin işten çıkarma kararlarını davacının muhatab işçiye tebliği dışında davacının başka bir işlem yapmadığı…” değerlendirmesinde bulunulmuştur. Ancak dosyadaki belgelerden yönetim hakkı kapsamında fesih bildirmlerini bizzat imzaladığı, resmi kurumlarla davalı şirket adına yazışmalar yaptığı, davalı şirket adına başka şirketlerle sözleşmeler imzaladığı fesih sonrası yönetim kurulu denetçisi iken bu görevden istifa ettiğine dair noter ihtarnamaesi gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu sayılan belgeler karşısında davacının işveren vekili olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmaktadır. Bu sebeple eğer varsa davacının şirketi temsil yetkisi bakımından kendisine verilmiş noter vekaletnameleri, personel yönetmeliği, davacının iş tanımına dair belgeler yine diğer işçilerle imzalanan işveren adına davacının imzaladığı sözleşmeler, yönetim kurulunun işçi alımına dair aldığı ilkesel kararlar ve talimatlar getirtilerek dosya kapsamı ile söz konusu belgeler birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.