YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14517
KARAR NO : 2012/20611
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, işveren tarafından iş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdiğini savunmuştur.
Mahkemece her ne kadar davacının karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdiği savunulmuş ise de, bunun gerçek ve hür iradesini yansıtmadığı, davacının tazminatlarını alabilmek için baskı altında anılan belgeyi imzalamak zorunda kaldığı, gerçekte işverenlik tarafından yapılan fesih işlemi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu 29.09.2011 tarihli ikale sözleşmesinin incelenmesinde, tarafların iş sözleşmesinin karışılıklı bozulması yönünde mutabakata vardıkları görülmektedir. Bu belgede davacı işçiye kıdem, ihbar ve iş güvencesi tazminatlarının ödeneceği de düzenlenmiştir. Satış temsilcisi olarak çalışan davacı imzaladığı belgenin anlamını kavrayabilecek vasıflara sahiptir. Davacı ikale sözleşmesini iradesi sakatlanarak imzaladığını gösterir herhangi bir delil ibraz etmemiştir. Tarafların, bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı dışında iş güvencesi tazminatını ödenmesini de kararlaştırmış olmaları ve sözleşme içiriğine uygun olarak işçiye ödeme yapılması sebebi ile davacının bozma sözleşmesi yapma konusunda makul yararının olduğu kabul edilmelidir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 197,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.