YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25202
KARAR NO : 2012/23824
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, işyerinin grev yasağı kapsamında olup olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı … ile belediye işyerlerinde yetkili olan davalı sendika arasında toplu iş sözleşmesi yapım sürecinde görüşmeler yapıldığını, görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine resmi arabulucu aşamasına geçildiğini, ancak tarafların yine anlaşamadıklarını, anlaşmazlığın davalı sendika tarafından hukuka aykırı şekilde Yüksek Hakem Kuruluna taşındığını, hali hazırda müvekkili belediyede grev yasağı kapsamında yer alan işlerde işçi statüsünde personel çalıştırılmadığını, işçilerin temizlik işçisi kadrosunda yer aldığını, ayrıca belediyede grev yasağı kapsamına girecek …, müdürlük ya da işyeri bulunmadığını, mevzuata göre yapılması gerekenin grev yasağı bulunmayan müvekkil iş yerinde grev kararı alınması olduğunu, somut olayda davalı sendikanın grev kararı alması gerekirken grev yasağı bulunmayan bir iş yerinde grev kararı almadığını ve Yüksek Hakem Kuruluna başvurduğunu iddia ederek …’nın grev yasağına tabi olmayan işyeri olduğunun tespitini talep etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davacı belediyenin 2822 sayılı TİSGLK m. 29 ve 30 kapsamında grev ve lokavt yasağı olan işler ve işyerlerine sahip olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, nitekim davacının itirazının da yüksek hakem kurulunca reddedildiğini ifade etmiştir.
Müdahil Sendika vekili ise, davacının talebinin yersiz olduğunu, davacının itirazının Yüksek Hakem Kurulu’nca reddedildiğini, ayrıca benzer bir davada Yargıtay’ın … belediyesi bakımından sendikanın yüksek hakem kuruluna başvurabileceğini kabul ettiğini ifade ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlara ve davacı tarafından dosyaya sunulan hukuki mütalaaya dayanılarak, davacı belediyenin sadece katı atıkların toplanması ve bertaraf edilmesi, çevre temizliğinin sağlanması faaliyetlerini yerine getirdiği, davacı belediyenin işçilerinin temizlik hizmetlisi olduğu, davacı belediyede grev ve lokavt yasağı kapsamında faaliyet yürütülmediği, belediyenin bu yasak kapsamında bulunan yerlerden de olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle davacı belediyenin grev yasağına tabi olmayan işleri olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı Bakanlık vekili temyiz etmiştir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davacı belediyenin yapılan işler ve işyeri itibariyle grev ve lokavt yasağı kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2822 sayılı TİSGLK’ nın 29’uncu maddesinde grev ve lokavt yasağının bulunduğu işler sayılmıştır. Buna göre; can ve mal kurtarma işlerinde, cenaze ve tekfin işlerinde, su, elektrik, havagazı, termik santrallarını besleyen linyit üretimi, tabii gaz ve petrol sondajı, üretimi, tasfiyesi, dağıtımı, üretimi nafta veya tabii gazdan başlayan petrokimya işlerinde, banka ve noterlik hizmetlerinde, kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye, şehir içi deniz, kara ve demiryolu ve diğer raylı toplu yolcu ulaştırma hizmetlerinde grev ve lokavt yasaktır. Aynı yasanın 30’uncu maddesinde grev ve lokavtın yasak olduğu yerler sayılmıştır. Anılan hükme göre ise; ilaç imal eden işyerleri hariç olmak üzere, aşı ve serum imal eden müesseselerle, hastane, klinik, sanatoryum prevantoryum, dispanser ve eczane gibi sağlıkla ilgili işyerlerinde, eğitim ve öğretim kurumlarında, çocuk bakım yerlerinde ve huzurevlerinde, mezarlıklarda, Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nca doğrudan işletilen işyerlerinde grev ve lokavt yasaktır.
2822 sayılı yasanın 32’inci maddesi uyarınca da grev ve lokavt yasaklarında da toplu iş sözleşmesi yapım sürecinde taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın çözüm adresi olarak Yüksek Hakem Kurulu gösterilmiştir.
Diğer taraftan belediyelerin görev ve sorumluluklarına ilişkin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinde ise, “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt …; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.” hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere belediyelerin özellikle su, itfaiye, defin işlerinin grev yasağı kapsamında yer aldığı, belediye işyerlerinden ise mezarlıkların yine grev yasağı kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre; davacı … belediyesi ile müdahil sendika arasındaki toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlandığı, arabuluculuk aşamasında da uyuşmazlığın çözülememesi üzerine müdahil sendikanın grev kararı almayarak yetki belgesi sahibi olduğu davacının işyerlerinde uygulanacak toplu iş sözleşmesinin oluşturulması için uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kurulu’na taşıdığı ve Yüksek Hakem Kurulu’nca uyuşmazlıkla ilgili karar verildiği, davacı tarafından grev yasağı kapsamına ilişkin itirazın ise yine Yüksek Hakem Kurulu tarafından reddedildiği görülmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Öncelikle davacı … işyerinin grev yasağı kapsamında yer almadığının tespitini istemiş, mahkemece davacının grev yasağına girmeyen işleri olduğunu tespitine karar verilmiştir. Belediyenin grev yasağına girmeyen işlerinin de olduğu açıktır. Bununla ilgili bir tespit hükmü kurulmasına da gerek yoktur. Bu nedenle mahkemenin verdiği karar uyuşmazlığı çözen bir karar olmadığı gibi davacının talebi ile uyumlu da değildir.
Öte taraftan müdahil sendikanın resmi arabulucu aşamasından sonra Yüksek Hakem Kurulu’na başvurması ve davacının, hali hazırda müvekkili belediyede grev yasağı kapsamında yer alan işlerde işçi statüsünde personel çalıştırılmadığını, söz konusu işçilerin temizlik işçisi kadrosunda yer aldığını, ayrıca belediyede grev yasağı kapsamına girecek …, müdürlük ya da işyeri bulunmadığını iddia etmesi birlikte dikkate alındığında; mahkemece yapılacak iş, davacı belediyeden gelen yazı cevabına göre değil, keşif yapıp belediye kayıtlarını da inceleyerek TİS kapsamındaki işyerlerinde hangi işlerin yapıldığı, işçilerin fiilen hangi işlerde çalıştırıldığı, belediyelerin görevleri arasında sayılıp da grev ve lokavt kanuni kapsamında yer alan defin, itfaiye ve su işleri gibi işlerin ne şekilde kim tarafından yerine getirildiğinin açık bir şekilde ortaya koymaktır. Bundan sonra araştırmanın sonucuna göre grev yasağına giren işyeri, … ya da işlerin bulunması halinde davanın reddine karar verilmeli, aksi halde davanın kabulüne karar verilmelidir.
Mahkeme tarafından belirtilen esaslara aykırı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı görülmüş olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi