Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/15462 E. 2007/3612 K. 15.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15462
KARAR NO : 2007/3612
KARAR TARİHİ : 15.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili … … Uluşah’in gelmiş, duruşma isteminden vazgeçtiğini beyan etmiş davalı vekili … … …’e çıkarılan davatiye bila tebliğ iade edilmiş olmakla incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murisi … …’in davalıdan 8.8.1991 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile daire satın aldığını, 4.12.1991 tarihine kadar tescilini taahhüt etmesine rağmen tescil ettirmediği gibi babasının trafik kazası nedeniyle 1994 tarihinde ölümü sonrasında bu evde dedesi ile birlikte oturduğunu, davalının kardeşleri tarafından açılan tahliye davası sonucunda aleyhine kurulan hüküm nedeniyle 30.11.2000 tarihinde evi tahliye etmek durumunda kaldığını ve artık ifanın imkansız hale geldiğini … sürerek kaim bedeli olan 25 000 000 000 TL nin tahliye tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımının dolduğunu, iştirak halinde mülkiyet olduğundan dolayı tahliye edildiğini, kendisinin 50 000 000 Tl ye sattığını ancak bu bedelin faizi ile tahsilini isteyebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapuda taşınmazın sadece ½ payının davalı murisi adına kayıtlı olduğu , davacı murisince tapuda satın alma öncesi gerekli inceleme yapılmadığından davacı murisinin de % 50 kusurlu olduğuna dayanılarak 5.372,00 YTL nin dava tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2006/15462 2007/3612
Davacının murisi … … ile davalı arasında 8.8.1991 tarihinde noterden resmi olarak düzenlenen sözleşme ile davalının dava konusu daireyi 50 000 000 Tl bedel karşılığı satmayı vaat ettiği,bedelin ödendiği, dairenin teslim edilip davacı tarafın içinde oturduğu çekişmesizdir. Bu haliyle yapılan sözleşme geçerli olup, davalı dairedeki payını değil,dava konusu dairenin tamamını satmayı vaat ve taahhüt etmiştir.Bir gayrı menkul satım vaadinde bulunulabilmesi için; satmayı vaat edenin taşınmazın tamamına sahip olması gerekmediği gibi, bir kimse maliki olmadığı bir taşınmazı da satmayı vaat edebilir.Öyle olunca bu haliyle davacının dayandığı ve taraflar arasında yapılan sözleşme resmi şekilde noterde düzenlendiği için geçerli olduğundan tarafları bağlar. Davalı taşınmazın tapusunu davacıya intikal ettirmediğine ve hissedarların açtığı dava sonucu taşınmazın davacı tarafça tahliye edilmiş olmasına göre davacı taşınmazın bedelini davalıdan isteyebilir.Mahkemece belirlenen değerden davacıya BK 43-44 maddesi uyarınca kusur izafe edilerek indirim yapılması doğru değildir.Zira az yukarıda açıklandığı gibi satış vaadinde bulunan kişinin tapuda hiç payının olmaması halinde dahi, alıcıya kusur izafe edilemez.Bu nedenle mahkemece belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.