YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1596
KARAR NO : 2007/9469
KARAR TARİHİ : 03.07.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı … … vekili avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalının dava dışı Arçelik A.Ş. ile aralarında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan doğan hakkının ihlalinden dolayı tazminat davası açmak üzere kendisine 03.03.1999 tarihinde vekaletname verdiğini, 04.03.1999 tarihinde de avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıklarını, anılan yasa gereğince davacı zararının 85.500,00 YTL olarak hesaplanıp, buna göre tazminat miktarının %25 ‘i üzerinden 21.375,00YTL vekalet ücreti ödemeyi davalının kabul ettiğini, avukat olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek değişik illerde tesbitler yaptırıp kısmi tazminat davası açtığını ancak yargılama aşamasında davalının dava dışı şirketle anlaşarak davadan feragat ettiğini, bu hususu dosyaya ibraz edilen feregatname ile öğrendiğini iddia ederek asıl ve birleşen davada toplam 21.375,00 YTL vekalet ücreti alacağının faizi ile davalıdan alınmasının istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalanan sözleşmede başarıya göre değişme … bulunmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının masraflar konusunda değişik talepleri nedeniyle dava açmamasını bildirmesine rağmen davayı açtığını, dava dışı şirketin anlaşma talebini ve sulh görüşmelerini davacıya bildirdiğini, davacının bu görüşmelere katılmadığını, sulh görüşmeleri sonucunda varılan anlaşma
2007/1596-9469
üzerine davadan feragat ettiğini,davacının bu durumu da bilmesine rağmen feragatnamedeki imzasını inkar ettiğini, müvekkilinin haklarını korumayan avukatın vekalet ücreti talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacı avukatın sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği,kısmi davayı açtığı, sözleşmenin geçerli olduğu gerekçesi ile davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava avukatlık ücret sözleşmesinden doğan vekalet ücreti alacağının tahsiline yöneliktir. Taraflar arasında 04.03.1999 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede 85.500,00 YTL tazminat talep edileceğinin ve vekalet ücretinin tazminat miktarının %25’i olan 21.375,00 YTL olacağının kararlaştırıldığı, davacı avukatın müvekkili davalının haklarını korumak için 08.04.1999 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 4.500,00 YTL için tazminat davasını açtığı, yargılama aşamasında davalı ve dava dışı şirketin sulh görüşmeleri yaptığı, bu görüşmelerin davacının da kabul ettiği üzere davalı ve dava dışı şirket tarafından davacıya haber verilerek katılmasının istendiği, ancak davacının mazeret bildirerek sulh görüşmelerine katılmadığı, bu görüşmeler sonucunda davacı vekil tarafından açılan dava değeri 4.500,00 YTL üzerinden anlaşma sağlanarak davalının davadan feragat ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı avukatın, vekil olarak borçları BK’nun 389 ve devam maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekilin BK.nun 390 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekle yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Şayet vekili görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, vekil edenin vekilini azli haklıdır. Avukatlık kanununun 174. maddesi hükmüne göre azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez, haksız azil halinde ise ücretin tamamına avukat hak kazanır.
Somut olayda davalı davacıya güveni kalmadığını dava açmaması için talimat verdiğini savunmuş ise de; dava açıldıktan sonra vekili olarak davacıyı sulh görüşmelerine davet etmesi aralarındaki sözleşme ilişkisinin devam ettiği anlamına gelir; bu nedenle davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Ancak davacının da ihtarında açıkça kabul ettiği gibi, davalı ve dava dışı şirket tarafından davacı 2007/1596-9469
avukatın müvekkilinin haklarını koruması için 24.06.1999 tarihinde yapılacak sulh görüşmelerine davet edildiği, davacının telgraf çekerek mazereti olduğunu belirtip görüşmelere katılmadığı, bu telgrafta mazeret sebebi açıklanmadığı gibi görüşmelerin müsait olduğu bir günde yapılmasına dair bir teklifi de olmadığı görülmektedir. Görüşmeler sonrası düzenlenen sulh ve ibra sözleşmesinin davacıya dava dışı şirket tarafından faks yolu ile gönderildiği, 6.7.1999 tarihli faks yazısıyla “1.500.000.000 TL ücretinizi nasıl ödeyelim, ibraneme hazırlayın” denildiği davacı avukatın vekil olarak ücret hakkının bile, katılmadığı görüşmeler sonucunda müvekkili tarafından korunduğu anlaşılmaktadır. Bu anlaşma davacı avukatın açtığı dava değeri 4.500,00 YTL üzerinden yapılmış, davalıya bu miktarın dava dışı şirket tarafından ödenmesi kararlaştırılmış, buna göre de davadan davalı feragat etmiştir. Dava konusu ücret sözleşmesinde tazminatın %25 i ücret olarak kararlaştırılmış olup, her ne kadar dava değeri daha yüksek gösterilerek vekalet ücreti miktarı sözleşmede belirlenmiş ise de dava konusu olmayan, yeni dava açılmamış ya da ıslahla artırılmamış veya sulh görüşmelerine katılarak müvekkilin hakları için emek ve mesai sarfedilmemiş miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilemez. Sözleşmedeki el yazısı ile yazılan “dava sonunda %25’ne tekabül eden…” sözlerinin bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi başarıya göre değişme … olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda davacı ancak açtığı davanın müddeabihi üzerinden %25 vekalet ücreti isteyebilir.Mahkemece bu yön gözardı edilerek sözleşmedeki miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 3.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.