Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/11291 E. 2022/16960 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11291
KARAR NO : 2022/16960
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2021 tarih ve KD – 2021/120154 sayılı itirazı ile Dairemizin 28.04.2016 tarih ve 2016/2192 Esas, 2016/3601 Karar sayılı sanık … hakkındaki “düzeltilerek onama” kararının kaldırılmasına ve bu karara konu … 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2013 tarih ve 2013/2 Esas, 2014/141 Karar sayılı sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulmasına da karar verilmesi talep edilmiş olup, bu itirazın Dairemizin incelenmesi sonucunda verilen 31.05.2022 tarih ve 2022/1740 Esas, 2022/8179 Karar sayılı ilamda, itirazın kabulüne ve Dairemizin 28.04.2016 tarih ve 2016/2192 Esas, 2016/3601 Karar sayılı sanık … hakkındaki “düzeltilerek onama” kararının kaldırılmasına karar verildiği ancak, bu karara konu … 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2013 tarih ve 2013/2 Esas, 2014/141 Karar sayılı sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak bir karar verilmediği anlaşılarak yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, … ve … hakkında “dolandırıcılık” suçundan …. 15.Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda verilen 25.04.2013 tarih ve 2013/2 Esas, 2013/141 Karar sayılı hüküm ile; sanıklar …, …, … ve … hakkında; 05.11.2012 tarihinde katılan …’a yönelik işledikleri ileri sürülen dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, 43/1, 158/1-son, 53/1-2-3 maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 84.200 TL adli para cezasına, sanıklar …, …, … ve … hakkında; 05.11.2012 tarihinde katılan …’a yönelik işledikleri ileri sürülen dolandırıcılık suçundan; aynı Kanun’un 158/1-f, 158/1-son, 52/2, 53/1-2-3 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 50.000 TL adli para cezasına, hak sanıklar … ve … hakkında; 02.11.2012 tarihinde katılan … …’ye yönelik işledikleri ileri sürülen dolandırıcılık suçundan; aynı Kanun’un 158/1-f, 158/1-son, 52/2, 53/1-2-3 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 32.000 TL adli para cezasına, hak yoksunluğuna ilişkin karar verilmiştir.
Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin bu sanık ve müdafiince temyiz edilmesinden sonra dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelmiş olup, 18.01.2016 tarihli tebliğname ile yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine dair verildiği 03.06.2014 tarihli ek karara yapılan itirazın reddi ile ek kararın onanması istenmiş, Dairemiz ek kararı kaldırarak yaptığı temyiz incelemesi sonunda; 28.04.2016 gün ve 2016/2192 Esas, 2016/3601 karar sayılı ilamı ile sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin düzeltilerek onanmasına karar verdiği anlaşılmıştır.
Dairemizin anılan kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2021 gün, 2021/120154 sayılı yazılarında;
“ …..
İtiraz nedenleri: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin TCK’nın 158/1-f maddesindeki “nitelikli dolandırıcılık” suçunu mu? yoksa 157/1.maddesindeki “dolandırıcılık ” suçunu mu? oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.
02/11/2012 tarihinde katılan … …’nin kullandığı … numaralı telefonunun aranılarak kendilerini komiser olarak tanıtıp, katılanın kişisel bilgilerinin PKK terör örgütü tarafından ele geçirildiği, bankalarda açılan hesaplar ile örgüte yardım yapıldığının tespit olunduğu söylenilmesinden sonra, katılanın inanmaması üzerine katılanın eşinin 155 polis imdat telefonundan aranacağının beyan edildiği, kısa bir süre sonra katılanın eşine ait olan … numaralı cep telefonunun 0155 numaralı telefon ile arandığı, katılanın arayan kişinin polis olduğuna ikna edildiği, katılandan banka yolu ile para göndermesi talimatı verilmesi üzerine, katılanın aynı gün Akbank Bahariye Şubesinden … Akbank Merter Çubesi nezdinde sanık … adına 16,000 TL havale yaptığı; 05/11/2012 tarihinde katılan …’ın kullandığı … numaralı telefonun aranılarak, … savcısı … olarak tanıtıldığı, kimliğinin PKK tarafından kullanıldığı, bankada bulunan hesapları ile PKK’ya yardım edildiği, bankacıların da olayın içinde bulundukları, bu şahısları yakalamak için havale yapması gerektiği söylenilerek, katılanın inanmaması üzerine seni polise arattıracağız denildiği, bir süre sonra katılanın telefonunun 0000155 numaradan aranması üzerine katılanın karşısındaki kişinin savcı olduğuna kanaat getirmesi ile … TEB bankası şubesinden sanık … adına 12,400 ve 29,790 TL olmak üzere toplam 42,190 TL para yatırdığı, dolandırıldığını anlayan katılanın, sanıkları yakalatmak amacıyla 10,000 TL daha gönderdiği; 05/11/2012 günü katılan …’ın kullandığı … numaralı telefonun aranılarak katılana kendisini … Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polis memuru olarak tanıttığı, bankadaki parasının PKK tarafından yönetildiği, banka memurlarının da işin içinde oldukları, yakalamak için bankadaki parayı savcıya havale ettiğinde kimin kullanmak istediğinin belirlenebileceği ve durumdan kimseye bahsetmemesi gerektiğinin söylenildiği, telefonun arka fonundan polis telsiz seslerinin gelmesi nedeniyle muhatabının polis olduğuna inanan katılanın Garanti Bankası … Şubesinden, sanık … adına Garanti Bankası Merter Şubesine 24,685 TL gönderdiği somut olaylarda; sanıkların eylemlerinin, söz konusu bankaların araç olarak değil de “ödeme vasıtası” olarak kullanılmasından dolayı, TCK’nın 157.maddesindeki dolandırıcılık suçunu oluşturduğu değerlendirilmiş olup, TCK’nın 158/1-f maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile değişik 308.maddesi gereğince yapılan incelemede;
1-)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2-) Dairemizin 28.04.2016 gün ve 2016/2192 Esas, 2016/3601 karar sayılı sanık … hakkında düzeltilerek onama kararlarının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiiin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, itiraza uygun olarak BOZULMASINA, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.