Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/9370 E. 2007/11230 K. 01.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9370
KARAR NO : 2007/11230
KARAR TARİHİ : 01.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit ve senet iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalıya satmış oldukları tarlanın bir süre tapu devrini yapamadıklarını, buna karşılık davalıya teminat olarak senet verdiklerini, daha sonra tarlanın tapusunu davalının talimatı ile dava dışı … ’a devretmelerine rağmen teminat senedinin iade edilmeyerek takip başlatıldığını, öte yandan asıl borçlu olan Naime Avşar’ın imzasının bulunmaması nedeniyle senedin kambiyo senedi niteliğinde de bulunmadığını ileri sürerek, senedin iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, Esnaf Kredi Kooperatifinden kendi adına kredi çekerek davacı …’a verdiğini, …’ın geri ödemediği kredi borcunu kendisinin ödemek zorunda kaldığını, alacağına karşılık davacı … tarafından 2552 no’lu parselin tapuda devredilmesi halinde iade edilmek üzere dava konusu senedi aldığını, taşınmazın tapuda devredilmemesi üzerine de takip başlattığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, senet borçlusu Naime Avşar’ın imza ve parmak izinin ona ait olmadığı, senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tesbitine, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, davalıya satmış oldukları tarlanın tapu devrinin gerçekleştirilmesi halinde iade edilmek üzere takip konusu yapılan teminat senedini verdiklerini, tarlanın tapusunu davalının talimatı ile üçüncü kişiye devretmelerine rağmen teminat senedinin iade edilmediğini, ayrıca senedin kambiyo senedi niteliğinde de olmadığını belirterek, başlatılan takip nedeniyle, gerek kambiyo hukuku gerekse temel ilişki yönünden borçlu olmadıklarının tesbitini talep
2007/9370-11230
etmişlerdir. Mahkemece senedin kambiyo senedi niteliğinde bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, temel ilişki yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa ki az yukarda da belirtildiği üzere davacılar temel ilişkiye de girerek senedin teminat amacıyla davalıya verildiğini, tapunun davalının talimatı ile dava dışı … ’a devredilmesi nedeniyle de senenin bedelsiz kaldığını iddia ederlerken, davalı ise tapu devrinin kendisine yapılmadığını, bu nedenle senedi takip hakkının doğduğunu savunmaktadır. Esasen dava konusu senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacılara ait tarlanın, tapuda dava dışı … ’a davalının talimatı ile devredilip devredilmediği, dolayısıyla teminat amacıyla verildiği sabit olan senedin bedelsiz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere takip konusu senet, kambiyo senedi niteliğinde bulunmayıp, Kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi yapılması mümkün değilse de, taraflar arasındaki akdi ilişki nedeniyle, davacılar tarafından teminat amacıyla davalıya verildiği, davacıların kendi beyanları ile kabul edildiğinden, adi senet niteliğindedir. Davacıların dava dilekçesinde temel ilişki yönünden de borçlu olmadıklarının tesbitini talep etmiş oldukları göz önüne alındığında, senedin bedelsiz kalıp kalmadığının, dolayısıyla davacıların temel ilişki yönünden de borçlu olup olmadıklarının tesbiti zorunludur. O halde mahkemece bu konuda tarafların göstermiş oldukları deliller toplanarak, yapılacak araştırma ve değerlendirmeden sonra hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-İİK.nun 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince alacaklının inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, icra takibinde haksız olmasının yanında kötüniyetli olması da gereklidir. Davalının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediğine göre, davacıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, ayrıca bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.