Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/5229 E. 2007/9858 K. 09.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5229
KARAR NO : 2007/9858
KARAR TARİHİ : 09.07.2007

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 6.8.2004 tarihli konut içi bireysel üyelik sözleşmesi ile abonesi olan davalının, abonelik kartını sözleşmeye aykırı olarak konut dışı kullanıma sunduğunun 16.10.2004 tarihinde tesbit edildiğini, bu nedenle sözleşme gereğince cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, cezai şartın ödetilmesi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takibin 12.150,00 YTL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalı aleyhinde başlattığı icra takibinde davalının sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle cezai şart olarak 12.150,00 YTL talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı sözleşmeye aykırı davrandığı için cezai şart ödemekle yükümlüdür. Ancak BK. 161/son maddesi hükmüne göre, hakim fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, … olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun
2007/5229-9858
borcunu yerine getirmemiş olması, yani sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak takdir ve tesbit edilmelidir. Somut olayda davalının iktisadi durumu ile ceza miktarının fahiş olup olmadığı konusunda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu tür suç işleyenlere idari para cezası niteliğindeki 5866 sayılı yasanın 80/son-b maddesine göre verilecek cezanın 50.000 YTL. olduğu belirtilerek ve bununla kıyaslanarak, kararlaştırılan cezai şart miktarının hak ve nesafete uygun olduğu sonucuna varılması da doğru değildir. O halde mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı icra takibinde alacağın %38 faiziyle birlikte tahsilini istemiş, mahkemece de bu şekilde hüküm kurulmuştur. Oysaki davacı alacağına ancak yasal faiz talep etme hakkına sahip olup, yasal faiz ise dönemler halinde değişebilmektedir. Bu nedenle mahkemece %38 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faize hükmedilmesi gerekirken, bu hususun da gözardı edilmiş olması ayrıca usül ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerletemyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 9.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.