Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/5891 E. 2007/9945 K. 10.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5891
KARAR NO : 2007/9945
KARAR TARİHİ : 10.07.2007

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Türkcell avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, cep telefonu abonesi olduğunu, … olduğu Ocak 2005 ayına ait 36.50 YTL’lik fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile Turkcell Hizmetler A.Ş tarafından telefonunun kapatıldığını, belgeli itirazlarına rağmen konuşmaya açılmadığını, kendisinin ticaretle uğraşıp işlerini cep telefonuyla takip ettiğini, zarara uğradığını ileri sürerek, 6.000,00 YTL manevi tazminatın faizi ile ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı … Hizmetleri A.Ş hakkındaki davanın reddine, 3.000,00 YTL manevi tazminatın davalı …Ş’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, süresinde ödediği cep telefonunun Ocak 2005 fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle, davacının tüm itirazlarına rağmen davalı Türkcell A.Ş tarafından görüşmeye kapatıldığı hususu tüm dosya münderecatından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilafsızdır. Mahkemenin kabulünde 2007/5891-9945
belirtildiği gibi, bu olay nedeniyle davacının şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğradığı hususu da tartışmasızdır. Hakim, B.K. 49/2 maddesi gereği manevi tazminatın miktarını tayin ederken tarafların sıfatını işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını dikkate alarak tesbit edecektir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği M.K. 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı tazminat ve ceza değildir. Çünkü, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi davalının hukuka aykırı fiilinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda bir huzur duygusu vermeli, duyduğu elem ve ızdırabın dindirilmesini amaç edinmelidir. O nedenle, tazminatın miktarı tayin edilirken, bu amaç ve fonksiyon gözardı edilmemelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişen hal ve şartların olacağıda kuşkusuzdur. Hakim bu konudaki takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri kararında objektif ölçülere göre isabetli olarak gösterilmelidir.
Davaya konu olayın niteliği ve oluş biçimi gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 3.000.000.000 TL manevi tazminatın fazla olduğu açıktır. O halde davacı yararına daha uygun bir miktar manevi tazminata hükmolunmak gerekirken aksi düşüncelerle 3.000,00 YTL gibi fazla bir miktara hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 10.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.