Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/5448 E. 2008/10852 K. 22.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5448
KARAR NO : 2008/10852
KARAR TARİHİ : 22.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 217,00 YTL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 22.9.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı maliki olduğu meskenin, vekili olan davalı avukatça 1997 yılında kiraya verilip, kira bedelinin tahsili, elektrik, doğalgaz, su abonesi gibi her türlü işlemlerinin davalı tarafça yapıldığını, davalının tahsil ettiği kira bedelinden kısmi ödeme yaptığını belirterek ödenmeyen 9.225.00 YTL. ‘nin faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, yaptığı tahsilat ve masrafların hesabını davacıya verdiğini harcadığı emek ve mesai karşılığı hak kazandığı vekillik ücreti mahsup edildiğinde davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının tahsil ettiği kira bedelinden yaptığı ödemeler ve masraf mahsup edilmek ve davalının vekillik ücretinin ne olacağı belli olmadığı için bu konuda mahsup işlemi yapılmaksızın davacının 5.389.86 YTL. alacaklı olduğunu saptayan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükmün, davalı tarafça temyizi

2008-5448-10852
üzerine karar Dairemizin çoğunluk oylarıyla onanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık BK.392.maddesi gereğince davalı vekilinin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. Yargılamada alınan bilirkişi raporunda davalı vekili kira bedeli olarak 11.226.50 YTL. tahsil ettiği, bedelden yapılan ödemeler ve masraflar düşüldüğünde davacının 5.389.86 YTL. alacaklı olduğu saptanmış, aynı raporda davalının vekil olarak ücretinin ne olduğu belli olmadığı için hesaba dahil edilmediği vurgulanmıştır. Mahkemece bilirkişi tarafından verilen rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça temyiz edilen hüküm sayın çoğunlukça onanmıştır.
BK.386.madde “vekalet bir akittir ki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahsil edilen işin idaresini veya tekabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler. Mukavele veya teamül varsa vekalet ücreti müstehak olur” düzenlemesini getirmiştir.
Davalı vekalet görevi süresinde sarfettiği emek ve mesai karşılığı ücrete hak kazandığını savunmaktadır. Davalı bu konuda yazılı bir ücret sözleşmesi olduğunu kanıtlayamamıştır. Ne var ki davalı avukat olup vekillik görevini bir meslek olarak icra etmektedir. Bunun için büro temin edip masraflar yapmaktadır. Buna karşılık kural olarak vekalet görevini ifa ederken müvekkilden bir ücret almaktadır. Aksinin kabulü halinde mesleği icra etmesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle avukat olan davalının vekillik görevini ücret karşılığında ifa ettiğine dair karine vardır. Davacı bu karinenin aksini davalı avukatın ücret almadan vekillik görevini ifa ettiğini kanıtlaması gerekir. Davacı ibraz ettiği delillerle vekalet sözleşmesinde avukatın ücretsiz vekillik yaptığını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davalının ne kadar vekillik ücretine hak kazandığı saptanıp davacı alacağından düşülmesi gerekirken bu mahsup işlemi yapılmadan verilen mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmü onayan sayın çoğluğun görüşüne katılmıyoruz.