Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13481 E. 2010/10231 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13481
KARAR NO : 2010/10231
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde hizmetlerinin tespiti ile 1.1.2008 tarihinden itibaren emekli maaşının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davalıların murisine ait iş yerinde 1.6.1984-30.9.1984 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinin tespiti ile 1.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 1.6.1984-30.9.1984 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının ve 1.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 1.6.1984 tarihli işe giriş bildirgesinin yasal sürede Kurum kayıtlarına girdiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık ,somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davalı işverene ait iş yerinin dönem bordrolarının düzenlenip verilmediği davalı Kurum yazısından anlaşılmaktadır.Davacı tanıkları … Karadana ,… ,… davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığını belirterek davacının iddiasını doğrulamış lardır.Ancak dinlenen tanıklar bordro tanığı olmadığı gibi komşu iş yeri tanığı olup olmadıkları da tespit edilmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş;,bordro düzenlenmediği sabit olduğundan, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek ,davacının davalıya ait iş yerinde iddia edilen yönünde çalışıp çalışmadığı çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre hizmet tesbiti yönünden bir karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de davacının tahsis talep tarihi itibariyle emeklilik koşulları yönünden emekliliğe esas hizmet sürelerinin tesbiti yönünden şahsi sicil dosyasının tamamının getirtilerek hizmet süreleri yaş koşulu ve prim borcunun bulunup bulunmadığı yönünden bir araştırma yapılmaksızın mahkemece davacının 1.1.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre yaşlılık aylığına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.10.2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi.