YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14109
KARAR NO : 2010/10039
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 20.11.1991-15.5.1996 tarihleri arasında askerlik süresi dışında geçen çalışmalarının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince süresi dışında davalılardan Kurum vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir
Olayda hüküm 27.4.2009 tarihinde temyiz eden davacı vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 23.6.2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durumda davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözönünde tutularak davacının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
2-Davacı davalı işyerinde 20.11.1991-15.5.1996 tarihleri arasında askerlik süresi hariç sürekli çalıştığından eksik sürelerinin tespitiyle, işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 1992 yılında 14 gün, 1993 yılında 360 gün, 1994 yılında 360 gün, 1995 yılında 360 gün, 1996 yılında 120 gün, toplam 1214 gün SSK hizmeti olduğunun tespitiyle, işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden mahkemenin tesbitine karar verdiği sürelerin davalı işverence Kuruma bildirilen süreler olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının, davalı işverence Kuruma bildirilen hizmetlerinin tesbitinde hukuki yararı bulunmadığı gözardı edilerek, bu süreler yönünden de davanın reddi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının hizmet tesbitine ilişkin 3. bendi tamamen silinerek yerine 3.bent olarak “hizmet tesbitine ilişkin davanın reddine” sözcüklerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 5. ve 8.bendlerinde yer alan “davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ” sözcüklerinin silinerek yerine; ” davalı işverenden alınarak ” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.