Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13766 E. 2010/10354 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13766
KARAR NO : 2010/10354
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.6.2001-1.8.2002 ve 1.5.2004-8.2.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, davacının 01.06.2001-01.08.2002; 01.05.2004-08.02.2006 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacının 17.10.2005-31.01.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tesbitine, karar vermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının davalı adına işlem gören 1090053.034 sicil nolu iş yerinden Kuruma verilmiş giriş bildirgesi bulunmadığı, sözkonusu iş yerinin 12.04.2002 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, iş yerine ait 2002 yılı 2 dönem ile 2005 yılı 4 ayları arasındaki süreye ait dönem bordrolarının Kuruma verildiği davacının çalışmasının bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Sosyal Güvenliğe yönelik bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği araştırılmalı, işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, süreklimi kesintilimi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri dikkate alınmalı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerindeki çalışmaları dava konusu sürede süreklilik arz eden işyeri çalışanları ile kayıt ve araştırma yolu ile belirlenmiş komşu ve yakın işyerinden tanıklar dinlenilmeli, çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenmelidir.
Somut olayda davacının, davalı adına tescilli 1090053.034 sicil nolu iş yerinden uyuşmazlık konusu dönemde Kuruma verilmiş dönem bordroları bulunduğu halde bordrolarda kayıtlı iş yeri tanıkları yerine iş yerinde çaışması bulunmayan tanıkların anlatımına göre karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, iş veren tarafından uyuşmazlık konusu dönemde kuruma verilen dönem bordrolarında uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışmaları görülen tanıkların beyanlarına başvurmak, bordro tanıklarının adreslerinin tespit edilemediği ya da beyanları ile yetinilmediği takdirde kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahipleri yada çalışanlarının bilgisine başvurarak sonucuna göre karar vermektir,
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırmaya dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.