Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/6066 E. 2012/26061 K. 21.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6066
KARAR NO : 2012/26061
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekilinin 12.08.2011 harç tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirkette bobin bağlayıcı olarak 20/05/1992 tarihinde işe başladığını, 2002 yılında Isko 3 bölümünde vardiya ustası olarak görev yaptığını ve son olarak Isko 10 bölümünde vardiya ustası olarak çalıştığını, çalıştığı müddetçe herhangi bir ceza almadığını, ancak iş sözleşmesinin 20.07.2011 tarihinde işveren tarafından feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshi sebebi olarak belirtilen iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin vardiya ustası olup son almakta olduğu … ücretin 1.050,00 TL olduğunu, servis ve yemek verildiğini, ayrıca dört adet ikramiye ödendiğini, bu sebepler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkilinin iş sözleşmesinden doğan dava konusu kısmında belirtilen haklarından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı için iş sözleşmesinin sona erdirildiği tarih olan 20.07.2011 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile tahsilini, yargılama masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı Isko 10 İhzarat bölümünde davacının yönlendirmesi ile organize bir şekilde panolara astırılan duyuru ile tüm şirket çalışanlarına hitaben çalınanları işverene karşı kışkırttığı hak aramak için direnişe ve gösteriye davet ettiğini, imzasız olarak yapılan bu ilan ve bildiriler iş yerinde yapılan soruşturma sonucu davacıdan kaynaklandığı davacının çevresindekileri ve diğer çalışanları bu yönde birlikte hareket etmeye çağırdığı telkin ettiğini, iş verenin güvenini kötüye kullanan iş yerinin ve işçilerin düzenini bozan davranışları yüzünden sözleşmenin bildirimsiz ve tazminatsız olarak sona erdirilmesine karar verildiğini, bu sebeple davacının iş sözleşmesi, işveren yönünden haklı sebep dayanılarak sona erdirildiğinden kanuni dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut olayda; davacının davalı şirkette bobin bağlayıcı olarak 20.05.1992 tarihinde işe başladığı, 2002 yılında İsko 3 bölümünde vardiya ustası olarak görev yaptığı ve son olarak Isko 10 bölümünde vardiya ustası olarak çalıştığı, davacının çalıştığı İsko 10 İhzarat bölümünde davacının yönlendirmesi ile organize bir şekilde panolara astırılan duyuru ile tüm şirket çalışanlarına hitaben çalışanları işverene ve bağlı sendikaya karşı direnişe ve gösteriye davet etme yönündeki diğer bir kısım işçilerin eylemlerine iştirak ettiği, imzasız olarak yapılan bu ilan ve bildirilerin davacıdan kaynaklandığı, davacının duruşmadaki beyanında da dilekçeyi bizzat kendi el yazısı ile yazdığı ve imzaladığı, davacının çevresindekileri ve diğer çalışanları bu yönde birlikte hareket etmeye çağırdığı, bunun üzerine gerekli tutanaklar tanzim edilerek İşyeri Disiplin Kuruluna sevk edildiği, işyeri disiplin kurulunca yapılan soruşturma ve inceleme sonucu davacının sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak sona erdirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirket nezdinde 20.05.1992-20.07.2011 tarihleri arasında 19 yıl 2 ay hizmeti bulunmaktadır. Davacının işyerinde çalışmış olduğu süre içerisinde davaya konu olay dışında herhangi bir olaya karışmadığı ve işini düzgün yapan biri olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre çalışanların ücret zammı ve mesai ücretlerinin düşüklüğünden dolayı rahatsız oldukları ve davacı tarafından kaleme alındığı anlaşılan duyuru ile birlikte sendika binasına yürüyüş yapılmasının istendiği anlaşılmaktadır. Davacının, çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla işçilere haklarını aramalarını söylemesi ve birlikte hareket edilmesini sağlamaya yönelik işyerindeki panolara duyuru yazması barışçıl ve demokratik tepki sınırlarında kalan eylem olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple davalı işverence yapılan fesih haksız olup, davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
SONUÇ: Bu sebeplerle mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.