Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13483 E. 2010/10548 K. 28.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13483
KARAR NO : 2010/10548
KARAR TARİHİ : 28.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 26.5.1992- 15.5.2002 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun ve … sigortalılığının 15.5.2002 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacının 01.06.2002 tarihinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalılığının sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 26.5.1992-31.7.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalısı olduğunun ve sigortalılığının 31.7.2004 tarihinde sona erdiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının kurucusu olduğu ,merkezi …’da bulunan … Orman Ürünler A.Ş. Ortaklığından dolayı 26.5.1992 tarihinden itibaren Re’sen Esnaf … sigortalısı olarak tescil edildiği sigortalılığı devam ederken 3.1.1994-15.5.2002 tarihleri arasında …’de faaliyet gösteren … Tercüme Dış Ticaret Ltd Şirketi ortağı olarak çalıştığı Kurum tarafından davacının … A.Şde 26.5.1992 tarihinde başlayan şirket ortaklığının halen devam ediyor olması nedeniyle ,26.5.1992-7.8.2009 tarihleri arasında Esnaf … sigortalısı olarak kabul edildiği davacının Ltd. Şirket ortaklığının sona ermesinden sonra 1.6.2002-5.10.2004 tarihleri arasında SSK tabi zorunlu sigortalılıklarının bulunduğu , davacının 1.6.2002-5.10.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı ile 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık sürelerinin çakıştığı görülmektedir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, çakışan sigortalılık olarak adlandırılan bu sorunu zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıcağı, Zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa üstünlük tanınacağı, kabul edilmektedir. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise “ herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinin I ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. Somut olayda davacının önceden başlayıp devam eden sigortalılığı 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılıktır.
17.04.2008 gün ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun  73.maddesi ile eklenen 5510 Sayılı Kanunun geçici.17 maddesi uyarınca; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulacağı, prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda davacının sigortalılık süresince ,1.4.1996-304.2002 tarihleri arasında   prim ödemelerinin bulunduğu bu tarihten sonrada pirim ödemediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacı Kurum tarafından her ne kadar A.Ş .ortaklığının devamı nedeniyle davacıyı 26.5.1992-7.8.2009 tarihleri arasında Esnaf … sigortalısı kabul etmekte isede 5754 sayılı Yasanın 2.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 4/b bendi 3.fıkrası uyarınca AŞ.ortaklarından zorunlu sigortalı olanların Yönetim Kurulu üyesi olan ortakları zorunlu sigorta kapsamına ,almış olup kurucu ortaklar kapsam dışı bırakılmıştır.Dosyada yer alan kayıt ve belgelerden davacının …Kurucu ortağı olduğu 2.6.1992 tarihli Ticaret Sicil kayıtlarına göre diğer ortak … ile birlikte şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasına rağmen ,27.7.1992 tarihli Ticaret Sicil Kayıtlarına göre davacının şirket müdürlüğünden istifa ettiği ve davacının şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırıldığı dolayısıyla sadece kurucu ortak sıfatının devam ettiği görülmüştür.Bu durumda davacının A.Ş. Ortaklığından dolayı sigortalılığının 5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihinde sona erdiğinin kabulu gerekeceği açıktır.
Davacının 1.10.2008 tarihine kadar sigortalılık şartları devam ediyor ise de 01.05.2002 tarihinden 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 17. maddesinin yürürlüğe girdiği 30.04.2008 tarihleri arasında 5 yıl ve daha fazla prim borcu bulunduğundan talep gözetilerek davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının 01.06.2002 tarihi itibariyle durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.