Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/8149 E. 2007/9483 K. 03.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8149
KARAR NO : 2007/9483
KARAR TARİHİ : 03.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının işlettiği demirdöküm servisine 10.000,00 YTL ödeyerek ortak olduğunu, davalının kendisine işi öğreteceğini ve ileride de işyerini bırakacağını, kardan da %45 pay vereceğini taahhüt ettiğini, ancak kar payı vermediği gibi işyerinin anahtarını da değiştirerek kendisini işyerine sokmadığını belirterek ödediği 10.000,00 YTL nin 02.05.2005 tarihinden işletilecek yasal faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının ortaklık sözleşmesine uygun davranmadığını, işyerinde bulunan demirbaşlara, kar ve zarara ortak olduğunu, ustalık belgesi olmadığı için yetkili servis elemanı olarak çalışamadığı gibi demirdöküm tarafından verilen eğitimde başarılı olamadığını, kusurlu olduğu için talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını isbat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davalı tarafından işletilmekte olan demirdöküm servisine davacının da ortak olması konusunda 31.08.2005 tarihli adi ortaklık sözleşmesi yapıldığı,davacının davalıya 10.000,00 YTL ödediği hususu tartışmasızdır. Davacı açtığı dava ile adi ortaklığın sona erdiğini bildirerek ortaklık nedeniyle ödediği paraların tahsilini talep etmekte, davalı ise davacının kusurlu olduğunu bu nedenle ödediği parayı isteyemeyeceğini, işyerini kapattığını, faaliyette olduğu dönemde zarar ettiğini ileri 2007/8149-9483
sürmektedir. Taraflar arasında adi ortaklığın varlığı ve bunun fiilen sona erdirilmiş olduğu, tasfiye ve fesih işlemlerinin yapılmadığı tartışmasızdır.Davacı tarafından dava dilekçesinde ödediği sermayeyi talep etmiş olması adi ortaklığın feshi ve tasfiyesinin de istediği anlamını taşımaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle adi ortaklığın mahkemece tasfiyesinin yaptırılması gerekir. Bunun içinde öncelikle idareci ortağın kim olduğu saptanmalı ki, sözleşme kapsamından davalının idareci ortak olduğu anlaşıldığından, davalı idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesap konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı takdirde, varsa taraf delilleri toplandıktan sonra, ortaklığın sermayesi ve devam süresi, … durumu ve benzer işletmelerin, gelir giderlerini nazara alınmak suretiyle bilirkişi aracılığı ile kar ve zarar hesabı ortaya çıkarılmalıdır. Ayrıca ortaklığa ait mallar mahkemece tesbit edilmeli, mallar konusunda anlaşmazlık olduğu taktirde benzer işletmelerde kullanılan malzemeler,işyerinin servis olduğu ve bulunması zorunlu malzemelerin neler olacağı bilirkişi marifeti saptanmalı ve servis ünvanını veren firmadan sorulmalı, bunların yine davacıya düşen payı para olarak belirlenip, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli taraflara yapılan ödemeler düşülmeli ve kalan taraflar arasında hisseleri oranında paylaştırılarak B.K.538 ve devamı maddeleri hükmüne göre ortaklığın mahkemece tasfiyenin bizzat yapılması gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 3.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.