YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1346
KARAR NO : 2007/5163
KARAR TARİHİ : 10.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının, yaptıkları 4.5.1998 tarihli sözleşme gereğince inşa ederek teslim etmesi gereken dubleks villayı teslim etmediğini, sözleşmenin 9. maddesiyle davalının, tesliminin geciktiği her ay için emsal kira bedeli ödemesinin karalaştırılmış olduğunu bildirerek, 9.720.000.000 TL. ifada gecikme tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermediği gibi,duruşmalarda katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.100.000.000 Tl.nın davalıdan tahsiline karar …; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan … veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan … yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bu hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalının ünvanı ve dosya kapsamından ticari amaç ile konut üretip satan ticari bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. Yap satçı durumunda olduğuna göre konut yapılacak taşınmazın mülkiyetinin davalıya ait olmaması, bir başka değişle davalının ileride tapuyu intikal ettirebilecek durumda olması sonuca etkili olmayıp, uyuşmazlığın 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabulü gerekir. Aksi halde konut ve tatil amaçlı taşınmaz malların da 4077 sayılı yasa kapsamına alınmasının hiç bir espiri ve mantığı kalmayacaktır. Kanunun bu açık hükmü karşısında başkaca yorum kurallarına başvurulması da mümkün değildir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz. Bu durumda mahkemece, ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi ayrı bir tüketici mahkemesinin bulunmaması halinde ise ara kararı ile davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yönünde ara ara kararı ile soncuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı tarafından temyiz olunan kararın (1) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.4.2007 gününde çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalı yükleniciden, … İlçesi … … Mahallesi 63 pafta 226 ada 5 parsel numarada kayıtlı arsa üzerine inşa edeceği binadan D Blok 3 nolu bağımsız bölümü 4.5.1998 tarihli harici sözleşme ile satın aldığını, dairenin
2007/1346-5163
sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini,bu nedenle kiradan yoksun kaldığını belirterek 9.720.000.000 Tl.nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dosya içeriğinden, binanın yapıldığı arsanın dava dışı şahıslar adına kayıtlı olduğunu, davalının tapuda devir işlemi yapmadığı gibi, sözleşmede öngörülen teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanun satıcı ve sağlayıcı karşısında daha zayıf durumda olan tüketiciyi korumak için mevcut hükümlere ilaveten … düzenlemeler getirmiştir. (Örneğin ayıplı mal satımında ücretsiz onarım isteme hakkı, ayıp ihtarının 30 günlük sürede yapılması, ayıplı maldan satıcı ile birlikte imalatçı, bayi, acente, ithalatçının sorumlu tutulması aynı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilafa Tüketici mahkemesinde bakılacağı öngörülmüştür. Ne var ki bir uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülebilmesi için aynı yasada yer … ve tüketicinin korunması amacıyla yapılan düzenlemelerin somut uyuşmazlıkta uygulanması gerekir. Şayet uyuşmazlıkta 4077 sayılı yasa ile getirilen hükümlerin uygulanması söz konusu olmayacaksa, diğer bir değişle uyuşmazlığı 4077 sayılı yasa hükümleri dışındaki mevzuat uygulanacaksa uyuşmazlığın tarafları, tüketici, satıcı, sağlayıcı olsa dahi tüketici mahkemesi görevli olmayacaktır. Yasa koyucu ancak tüketicinin korunması hakkındaki kanun hükümlerinin kısmen dahi uygulanması söz konusu ise davanın tüketici mahkemesinde görülmesini amaçlamıştır. Tapulu taşınmaz ve trafikte kayıtlı araç resmi şekil şartına uyulmadan satışa konu olmuşsa, bu sözleşmenin tarafları yasadaki tüketici, sağlayıcı ve satıcı tanımı içinde kalsalar dahi, sözleşme geçersiz olduğundan 4077 sayılı yasa hükümleri uygulanmaz. Taraflar Genel hükümler ve BK. Düzenlemeler doğrultusunda talepte bulunabilir. Diğer bir deyişle geçersiz sözleşmelerden … uyuşmazlıklarda tüketicinin korunması hakkındaki kanun hükümleri uygulanmayacağı için tüketici mahkemeleri de görevli değildir. (13.HD. 29.12.2004 tarih 2004/12111-19172 sayılı kararı, 13.Hukuk Dairesinin 25.5.2005 tarih ve 2005/4250-8816 sayılı kararı, 13.H.D. 27.3.2007 tarihli 2007/1420-4217 sayılı kararı)
TMK. 706, BK 213, Tapu Kanunun 26. maddeleri gereğince tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekir. Somut olayda davacı davalı arasındaki sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için kural olarak geçersizdir. Ne var ki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici edimlerini yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı taşınmazın adına tescil edilmesi için kişisel bir hak kazanır. Yüklenici bu kişisel hakkını BK. 162
maddesi gereğince üçüncü kişilere devir ve temlik edebilir. Bu durumda yükleniciden kişisel hakkını temlik … 3. kişi yüklenici hakkı sıfatıyla arsa sahibine karşı tescil talebini ileri sürme olanağına sahiptir. Diğer bir deyişle haricen yapılan bu sözleşme geçerli bir sözleşmenin sonuçlarını doğurur. Ancak bu şekilde yapılan harici bir sözleşmenin geçerli kabul edilebilmesi içinde, yüklenici ile arsa sahibi arasında geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmalıdır. Somut uyuşmazlıkta davalı ile davalısı arsa sahipleri arasında geçerli bir sözleşmenin varlığı iddia ve kanıtlanmış değildir. Bu nedenle davalı ile davacı arasındaki sözleşmede geçersiz olup, 4077 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Taraflar ancak genel hükümler doğrultusunda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını iade ile yükümlüdür.
Tüm bu açıklamalar gözetildiğinde uyuşmazlığa 4077 sayılı yasa hükümleri uygulanmayacağından tüketici mahkemesi görevli değildir. Davaya bakmak genel mahkemenin görevi içinde kalır. İşin esası incelenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tüketici mahkemesinin görevli olduğuna dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.