YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19828
KARAR NO : 2012/21577
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 24.03.2008-13.03.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde saha makine mühendisi olarak çalıştığını, davalı işverenlikten 01.12.2008 tarihinden beri ücret ve diğer işçilik alacaklarını alamadıklarından … Belediye Başkanlığına diğer çalışanlarla birlikte işverenine ait hakedişlerden kesinti yapılarak taraflarlarına ödeme yapılmasını talep ettiklerini, bunun üzerine işveren tarafından gerçek ve geçerli olmayan sebeplerle iş sözleşmesinin feshedildiğini, aynı projede çalışmakta olan personel bulunduğunu, görevinin bir proje veya işin bitirilmesi ile sınırlı olmadığını, işten çıkarılmasının asıl sebebinin kanuni haklarını kullanması olduğunu, bu sebeplerle feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının … Atıksu Arıtma tesisi inşaatı işinde çalışmak üzere 24.03.2008 tarihinde müvekkili şirkette işe başladığını, müvekkili şirketin yaptığı işin niteliği itibariyle belirli süreli olduğunu, bu sebeple çalışan kişilerin şirket bünyesinde devamlı çalışan insanlar olmayıp alınan ihalelere göre ihalenin başlangıcından sonuna kadar çalışan ve iş bitiminde işten ayrılan kişiler olduğunu, … Atıksu Arıtma tesisi inşaatının 11.02.2009 tarihinde bittiğini, bu tarihten bir ay sonra davacının iş sözleşmesine son verildiğini, davacının başka yerde istihdam imkanının bulunmadığını, davacının kanuni hakkını kullanmasının doğal hakkı olduğunu iş sözleşmesinin feshinin bu sebeple olduğunun doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme yeterli görülerek davacının işten çıkarılmasının keyfi olup olmadığı ve son çare olup olmadığı hususları üzerinde yapılan incelemeden istihdam fazlalığının olduğunu gösteren yetkili organca alınmış işletmesel kararın bulunmadığı ayrıca davalı işverenliğin başka bir bölümünde davacının çalıştırılıp çalıştırılmadığının yeterli şekilde araştırılmadığı, işten çıkarmanın son çare olduğu konusunda da davalı tarafın mahkemeyi ikna edecek yeterli deliller sunulmadığının görüldüğü, bu sebeplerle feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının davalı işyerinde saha makine mühendisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin çalıştığı projedeki işin bitmesi ve değerlendirilebileceği benzer nitelikte başka bir işin bulunmadığı gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı ve feshin son çare olma ilkesinin uygulanıp uygulanmadığı noktasındadır. Feshin son çare olması ilkesi kapsamında fesih tarihinde davacının davalı işverenin başka bir işyerinde değerlendirilmesi olanağının bulunup bulunmadığının somut olarak saptanması bakımından işletme ekonomisi ve organizasyonu dalında uzman bir bilirkişiden rapor alınmadan dava konusu fesih sebebinde uzmanlığı olmayan bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karar verilmesi hatalıdır. Bu bakımdan eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.