Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/19355 E. 2012/23003 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19355
KARAR NO : 2012/23003
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, işe başlatmama tazminatı, kıdem tazminatı, ücret alacakları, genel tatil ücreti, fazla mesai ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre fark ücreti, kıdem, ihbar tazminatı, genel tatil alacağı, fazla mesai ücreti, ödenmeyen ücret alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davacı ve davalı temyiz etmiştir.
A-Mahkemeler tarafından verilen kararlarda tarafların gösterilmesi, iddia ve savunmaların özetlenmesi, ihtilaflı konular hakkındaki delillerin tartışılması ret ve üstün tutma sebeplerinin açıklanması zorunludur. Kararın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 ve 298. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve;
1-)Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, … görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,

2-)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Aynı kural 6100 sayılı Kanun’un 298. Maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Karar gerekçesinin muhkem olması, tarafların iddia ve savunmalarının yeterince tartışılmaması ve bazı işçilik alacağı kalemlerinin ve taleplerin gerekçesiz olarak reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
B-4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
Somut olayda, kesinleşen işe iade kararı üzerine davacı işçi, 21.07.2008 tarihinde davalı işverene işe iade başvurusunda bulunmuş, davalı işveren bir aylık süre içerisinde 22.08.2008 tarihinde noterden çektiği ihtar ile davacı işçiye yurtdışında devam eden şantiyelerden birinde davacının mesleği ile ilgili talep olduğu, kabul etmesi halinde … çıkış işlemlerinin başlanabilmesi için şirket merkezinde bulunması ve insan kaynakları müdürüyle görüşerek evrakları tamamlaması gerektiği bildirmiştir. Bu durumda, işverence kanuni süre içinde gönderilmiş davet üzerine davacı işçinin süre içinde işe başlamak için işverene başvurması gerekir. Oysa, davacı işçi, haklı bir sebep olmaksızın işe başlamak için işyerine gitmediği uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenlerle, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süreye ait ücret alacağı talebi mümkün olmaz.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın davacının boşta geçen süreye ait fark ücret, işe başlatmama tazminatı alacağının kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma sebebidir.
C-Kabule göre, dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya esas ücrete ve hesaplama şekline göre tespit edilen işçilik alacakların miktarlarına yargılama aşamasında davalı vekili tarafından itirazda bulunulmuş olup, mahkemece bu itiraz karşılanmamıştır. Dosya içerisinde bulunan 30.05.2005 tarihli personel hareket formu içeriğine göre davacının ücretinin 1.750 USD olarak belirlenmesine ilişkin genel müdür imzalı fotokopi evrakına karşı davalı yandan diyecekleri sorularak ücrete yönelik somut itiraz karşılanmak üzere yeniden rapor alınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece davalının itirazı kapsamında yeniden bilirkişi raporu alınmalı ve taraflardan rapora karşı diyecekleri sorularak bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.