Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/7452 E. 2007/11303 K. 02.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7452
KARAR NO : 2007/11303
KARAR TARİHİ : 02.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat … ‘in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, kendisine ait sarraf dükkanını işletirken 1992 yılında cezaevine düştüğünü, avukatı aracılığı ile dükkanındaki altın ve diğer eşyalarını tespit ettirip, kardeşi olan davalılardan …’e teslim ettirdiğini, teslim edilen altınlardan 778.666 gram ve 713.557 gramının geri alınıp, ihtiyacında kullandığını, geriye 6003.173 gram saf altın kaldığını, ceza mahkemesinin kendisine 9.5 yıl hapis cezası vermesi üzerine davalı …’e 12.3.1993 gününde vekaletname verip, sarraf dükkanını, adına işletmesini söylediğini dükkanın işletmeye tekrar açıldığını, mahkeme kararının Yargıtayca bozulup 7.7.1994 gününde tahliyesinin sağlanması üzerine aynı gün yurt dışına çıktığını, davalı kardeşinin kendisinden habersiz olarak işyerini diğer davalı oğlu …’e devrettiğini, kendisine de işlerin yolunda gittiğini söylediğini, bu arada davalı kardeşi …’in kendisini arayıp, uygun bir arsa bulduğunu ve birlikte ev yapmayı önerdiğini, bu amaçla 1995 ve 1996 yıllarında çeşitli tarihlerde toplam 50.500 DM gönderdiğini 1995 yılında izine geldiğinde de 27.500 DM 2007/7452-11303 verdiğini, adı geçen davalının dükkan komşusu … …’dan olan 12.000 DM alacağını da aldığını ayrıca 1995 yılında izne geldiği sırada davalılara 323.55 gram 14 ayar altın ile iki adet seiko saat verdiğini, bununda 189.27 gram saf altın değerinde olduğunu ileri sürerek davalılarda bulunan ve dava dilekçesinde ayrıntılı olarak gösterilen toplam 6.143.433 gram değerindeki saf altınların şifreli çelik kasanın, altın terazisinin, yazar kasanın, 17 kadın ve 15 erkek kol saatinin aynen iadesine, Almanyadan gönderilen ve elden verilen toplam 90.000 DM nin karşılığı 29.000.000.000 TL ile dükkanının ekononmik değeri olan 10.000.000.000 TL’nın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar süresi içerisinde verdikleri cevap dilekçelerinde zamanaşımı itirazında da bulunmak suretiyle davacının tahliye olduktan 3 gün sonra yurt dışına çıktığını, bu süre içerisinde hesap gördüklerini, davacının alacağı kalmadığını, Almanyadan gönderilen paranın hesaplaşma sırasında bakiye borca ve önceden alınan paraların iadesine ilişkin olduğunu, elden başkaca para ve altın alınmadığını, davacının cezaevinde kaldığı dönem içerisinde birçok masraf yapıldığını davalılardan …’e husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece tanık anlatımları ve 29.3.2004 tarihli bilirkişi ek raporu da esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalıların davacının cezaevinden 7.7.1994 tarihinde çıkmasından sonra aralarında hesap gördüklerine ve davalılardan vekil …’in hesap verdiğine ilişkin savunmasını ispat edememiş olmasına ve böylece zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına, diğer taraftan davalıların birinci bilirkişi raporuna karşı verdikleri 7.5.2002 tarihli itiraz dilekçelerinin 3. bendinde dava dilekçesinde aynen iadesi istenen emanet malları bulunduğu şekilde vermeye hazır olduklarını kabul etmelerine göre her iki tarafın diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-18.11.2002 tarihli ikinci bilirkişi kurulu raporunda davalı yanın harcama kalemleri belirlenirken davalı …’in vergi cezası borcu olarak ödediği 604.000.000 TL ‘nın harcama tarihindeki DM kurunun dikkate alındığı belirtilmiş; davacı yan 25.3.2003 tarihli itiraz dilekçesinde bu yöne herhangi bir itirazda bulunmamış, böylece davalı lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur.
Davalılar ise alınan kur değerlerinin ödeme tarihindeki değerler değil, dava tarihindeki değerler olduğundan bahisle itirazda bulunmuştur. Hükme esas alınan 29.3.2004 tarihli ek raporda da davalı yanın itirazı karşılanmamıştır. Hal böyle olunca ödenen 604.000.000 TL’nın ödeme tarihindeki DM kuru belirlenmeli, hesaplama bu miktar üzerinden yapılmalıdır. Bu yönün gözetilmemiş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Hükme esas alınan 29.3.2004 tarihli ek bilirkişi raporu davacının davalıya yemin yönelttiği, davalının da teklif edilen yemini eda ettiği esasından hareketle hazırlanmış ve böylece davacı, avukatlarına ödenen 18.000 DM elden, 13.000 DM ve çekilen altın bedeli olan 15.000 DM dan da sorumlu tutulmuştur. Oysa ki 25.3.2003 tarihli oturumda az yukarıda açıklanan ve hesaplamaya davalı yan lehine dahil edilen konularda davalı taraf davacıya yemin teklifinde bulunmuş olup, davacı ise yeminin de davalı …’in iki avukat için toplam 8.000,00 Lira ödediğine bunun ve cezaevi idaresine kendi adına yatırdığı paraların dışında herhangi bir ödemesinin bulunmadığını beyan etmiştir. Hesaplama yapılırken davacının eda ettiği yemin kapsamının gözetilmesi gerekirken davalı tarafın yemin teklifine ilişkin beyanının esas alınması doğru değildir. Hal böyle olunca gerek davacının yemininde kabul ettiği yönler ve gerekse yine davacının temyiz dilekçesinin (d) bendinde kabul ettiği miktarlar da gözetilmek suretiyle konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Bu yönlerin gözetilmeyerek yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Dosya içerisindeki banka dekontlarının incelenmesinden davacının bu davasına konu ettiği ve Almanyadan arsa alımı amacıyla değişik tarihlerde gönderdiği toplam 50.500 DM’nın ne amaçla gönderildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Dinlenen tanıklar da bu paraların arsa alımı nediyle gönderildiğine dair beyanda bulunmamışlardır. Davalı bu yöndeki akti ilişkiyi inkar ettiğine ve davacının da gönderilen 50.500 DM ye ilişkin iddiasını ispat edemediğine göre bu kalem istek yönünden davanın reddi gerekirdi. Ne var ki davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış bulunduğundan yemin … hatırlatılmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönler gözardı edelirek davalı yanın 50.500 DM dan sorumlu tutulmuş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
5-Davalılar, davacının alacaklısı bulunduğu … …’dan bu alacağı aldıklarını ancak aldıkları parayı davacının oğluna ödediklerini savunmuşlar bu savunmalarını ispat edememişlerdir. Davacı, 12.000 DM olarak alınan bu paranın 10.000 DM olarak iadesini istediine göre bu kalem isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirdi. Bu yönün gözetilmemiş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
6-Davacı tanıklarından … davacının davalı kardeşi … ‘a yanında 25.000 DM verdiğini beyan etmiştir. Taraflar kardeş oldukları için olayda tanık dinlenilmesinde usüle aykırı bir yön yoktur. Bu tanığın beyanına itibar edilmek gerekir. Ne var ki adı geçen Sanık hakkında Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/841 esas sayılı dava dosyası ile yalan tanıklık suçundan ceza davası açılmış bulunduğundan ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin sonucu beklenilmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yönlerin gözetilmemiş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine temyiz olunan kararın 2 ve 4. bentte açıklanan nedenlerle davalılar, 3, 5 ve 6. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 2.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.