Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/21284 E. 2012/23395 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21284
KARAR NO : 2012/23395
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.03.2010-29.04.2011 tarihleri arasında … saha satış müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, müvekkilinin yaptığı iş gereği bayi yönettiğini, araç tahsisatı sağladığını, hedeflerin takibi ve faturalama işlemleri gibi bir çok görevi yerine getirdiğini, müvekkilinin davalı şirkette çalıştığı süre zarfında müvekkiline bağlı olarak iki kişi çalıştığını, müvekkilinin genel müdüre bağlı olarak görev yaptığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence keyfi olarak feshedildiğini, belirterek iş akdi feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline ait şirkette … saha satış müdürü olarak çalışmakta iken bu görevin işletmesel karar sonucu iptal edildiğini, 30.04.2011 tarihi itibariyle davacıya tüm kanuni haklarının ödendiğini, Japonya’da yaşanan doğal afet ve tsunami sebebiyle üretici firmanın sevkiyatlarını durdurması sebebiyle, Japon menşeyli … marka otomobillerin ve Yokohama lastiklerinin Türkiye distribütörü olan davalı şirketin ithalattaki sevkiyatta azalmaya istinaden işçi istihdam fazlalığı doğduğunu, davacının iş sözleşmesinin iş azalmasına bağlı olarak feshedildiğini ve davacının kadrosunun iptal edildiğini, yapılan feshin geçerli nedene dayandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya içerisindeki belgeler, bilirkişi raporu nazara alındığından işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.

4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davalı şirketçe aynı gruba ait farklı iki şirkete yaklaşık 60 işçinin nakledildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durum işyeri devri veya iş sözleşmesinin devri olduğu izlenimini vermektedir. İşyeri devri söz konusu ise davacının da devredilmesinin gerekmesi nedeniyle iş sözleşmesinin geçerli neden oluşmadan feshedildiğinin kabulü gerekir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş dava konusu olayda işyeri devri olup olmadığının gerekirse bilirkişi marifetiyle işyerinde keşif yapılarak belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu hususlar dikkate alınmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.