Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/16101 E. 2012/13583 K. 15.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16101
KARAR NO : 2012/13583
KARAR TARİHİ : 15.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi kapsamında bankanın güvenini sarsacak nitelikte doğruluk ve bağlılığa aykırı eylemleri tespit edildiğinden haklı sebeplerle feshedildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının fesih sebebi yaptığı hususları ıspatlayamadığı sebebiyle haklı veya geçerli bir sebep olmadan davacının iş sözleşmesine son verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 06.11.2000-27.02.2009 tarihleri arasında cari hesaplar yönetmeni olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 27.02.2009 tarihli fesih bildirimi ile; “davacının cari hesaplar yönetmeliğini yaptığı Kdz. … şubesinde boş hesap cüzdanları tüm şube çalışanları tarafından erişilebilecek şekilde kullanılmasına izin verdiği ve cari hesaplar seviyesinde kilitli bir ortamda muhafaza edilmesi için gerekli güvenliği sağlamadığı, bireysel pazarlama çalışanları ve şube güvenlik görevlisi tarafından sorumluluğundaki gişe yetkililerinden, müşteriler gişede değilken, müşteriler adına nakit çekilen/yatırılan işlemlerin gerekleştirilmesini önlemediği, genel olarak ., … şubesindeki cari hesaplar yönetmeni görevini, özenli bir şekilde yerine getirmeyerek cari hesaplar servisinde yeterli kontrol ortamını oluşturmadığı, bankanın güvenini cari hesaplar yönetmeni görev tanımında belirlemiş sorumlulukları çerçevesinde kötüye kullandığı, görevinin gereği olan denetim/kontrol ve diğer fonksiyonlara … göstermediği, bankanın iç düzenlemelerine aykırı hareket ederek, itibarını zedeleyen davranışta bulunduğu” gerekçesi ile 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesi gereğince feshedildiği, Müşterek Muhafaza Uygulama Talimatının Haziran 2007 tarihli versiyonunda, cari hesaplar servisine, cari hesaplar yönetmeni ve gişe yetkililerinden başka personelin girmesinin yasak olduğu, servis kapısının sürekli kilitli tutulmasının cari hesaplar yönetmeninin sorumluluğunda olduğu, güvenlik görevlisinin cari hesaplar servisine girmesinin ancak serviste nakit bulundurulmadığı zamanlarda olması gerektiği, para ve kıymetli evrak kasaları ile her türlü yedekleme kasasının şubelerde gün içerisinde ve genel müdürlük birimlerinde mutlak surette kapalı tutulacağı, müşterek muhafaza sorumluları dışında herhangibiri tarafından açılamayacağı, talimatın Aralık 2008 versiyonunda, hesap cüzdanlarının muhafazasının cari hesaplar yöneticisi ve yardımcısının sorumluluğunda olduğu, cüzdanların kilitli bir dolap ya da çekmecede muhafaza edilmesi gerektiği, davacının görevinin, cari hesaplar servisinde müşterilerin hesap açma, kapatma, para yatırma, çekme, işlemlerin hızlı doğru ve operasyonel farklılık (kimlik belgesi, talimat ve imza eksiği) müşteri memnuniyetsizliği ve operasyonel zarar (kasa farkı, hatalı kur, valör, kara para vs.) oluşturmaksızın bankacılık mevzuatına, grup ve banka prosedürlerine ve banka iş akışlarına uygun yerine getirilmesi için gereken yönetim, kontrol ve denetim fonksiyonlarını yerine getirmek, GKS, sözleşme, taahhütname, her türlü belge ve kıymetli evrağın şube kasasında prosedürlere uygun saklanmasını temin etmek, serviste dolandırıcılık, operasyonel farklılık ve operasyonel zarar meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri almak, olarak tanımlandığı, banka müfettişince düzenlenen teftiş raporunda, gerçek zararın 107.400 USD, potansiyel zararın 176.100 USD olduğu, 20 müşterinin hesabında usulsüz işlem yapıldığı, bunlardan 10 tanesinin zarara uğradığı, 7 müşterinin 107.400 USD zararının banka tarafından karşılandığı, banka güvenlik görevlisi …..,’un, orta yaş ve üstü müşteri grubundan, hesaplarını takip etmeyen, telefon ya da internet bankacılığını kullanmayan, kredi kartlarını kendi kullanmayan, vadeli hesaplarına yatırım yapan müşterilere telefon bankacılığı yoluyla hesap açarken yardımcı olduğu, bu yolla müşterilerin şifre ve bilgilerini ele geçirdiği, müşterilerin bankadan ayrılmaları üzerine öğrendiği bilgileri kullanarak müşterilerin bilgilerini değiştirdiği, hesapları ile ilgili bilgi edinmelerini önlediği, müşterilerin vadeli hesaplarını kapatarak kredi kart hesaplarından para çektiği, ya da telefon bankacılığı aracılığıyla kredili mevduat hesapları kullandığı, hesaplardan çektiği paraları
kendi hesabına aktardığı ve kendi hesabındaki paraları ATM’lerden çektiği, bir kısmınıda borçlandığı kişilerin hesabına aktardığı, müşterilere daktilo kullanılarak sahte vadeli hesap cüzdanları verdiği, güvenlik görevlisinin bankada müşteri danışmanı gibi görev yaptığı, şube müdürü tarafından müşterilerin ATM işlemlerine yardımcı olmasının istendiği, bu durumun şube yetkililerinin davacının usulsüz işlemlerini görmesini engellediği, güvenlik görevlisinin sorumluluk alanında olmayan görevlerde kullanıldığı, telefon bankacılığı işlemlerinin şube telefonları kullanılarak yapıldığı, telefonların kullandırılmasının riskli olduğu, güvenlik görevlisinin yaptığı 54 işlemi şube telefonunu kullanarak gerçekleştirdiği, şubede, güvenlik görevlisinin ve çalışanların müşteriler adına nakit işlemleri gerçekleştirdikleri, hesap cüzdanlarının kilitli çekmece veya dolalarda tutulması gerektiği halde şube zemin katında yer alan kilitli olmayan bir odanın rafında tutulduğu, bu durumun kontrol mekanizmasını zayıflattığı, güvenlik görevlisinin yıllık izinli olduğu dönemde de şubeye gelerek şube müdürünün izniyle müşterilere yardımcı olduğu, tesbit edilerek davacının disiplin kurulunca durumunun değerlendirilmesinin istendiği, disiplin kurulunun 20.02.2009 tarihli toplantısında fesih bildiriminde belirtilen sebeplerle davacının iş sözleşmesinin sona erdirilmesine karar verildiği, güvenlik görevlisi….., hakkında, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, davanın derdest olduğu, davacı hakkında açılan kamu davası olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının aynı şubede görevli güvenlik görevlisinin kendi sorumluluğu altında bulunan alanlarda usulsüz işlemler yapmasını engellemediği, usulsüz işlemlerin engellenmesine yönelik önlemler almadığı, kontrol görevini gereği gibi yerine getirmediği, banka mevzuatına göre kapalı yerde muhafaza edilmesi gereken boş hesap cüzdanlarını ilgilisi dışındaki şahısların eline geçmesine imkan sağlayacak şekilde işverene karşı güveni sarsıcı davranışta bulunarak bu ihmali sonucu yapılan usulsüzlüklerle bankanın zarara uğramasına neden olduğu, bankacılık sektöründe güven ve itibarın çok önemli olduğu, banka çalışanlarının da piyasada işverenlerine duyulan güveni veya kazanılmış itibarı olumsuz anlamda sarsıcı ve zarar verici davranışlarda bulunmaktan kaçınması gerektiği, bankanın ekonomik zarar riski yanında, çalışanlarının eylem ve ihmalleri ile bankaya olan güvenin sarsılması ve itibarının zarar görmesi hallerinde buna neden olan çalışanlarının eylemlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği ortada olup, güvenlik görevlisinin usulsüz işlemleri sonucu maddi menfaat temin etmediği ve güvenlik görevlisinin şube müdürünün görevlendirmesiyle görevi dışıda çalıştırıldığı, davacının bu konuda görevlendirmeye dair görevi bulunmadığı nedeniyle eylemlerinin 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmadığı, ancak geçerli sebeple fesih şartlarını oluşturduğu düşünülmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının
yaptığı 55,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 15.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.