YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26059
KARAR NO : 2012/26074
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 20.10.1998-29.09.2011 tarihleri arasında davalı bankada sigorta operasyon … yöneticisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli sebep olmaksızın sona erdirildiğini, işçinin alanındaki tecrübesi ve nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda farklı pozisyonlarda değerlendirilmesinin mümkün olduğunu, davalı işverenin iş sözleşmesini feshederken keyfi bir karar aldığını belirterek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin işletmenin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli sebeplerle işçinin tüm kanuni hakları ödenerek feshedildiğini, davacının 28.09.2011 tarihli fesih bildirimini ve feshe bağlı ek ödeme ve sulh sözleşmesini ihtirazi kayıt koymaksızın imzalaması sebebiyle bu davanın tarafların belirtilen sulh sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, uygulamanın kişiye özel olmadığını, işçinin çalışmış olduğu birimin yeniden yapılandırma çerçevesinde tamamen ortadan kaldırıldığını, ilgili birime yeni çalışan alınmadığını, taraflar arasında imzalanan sulh sözleşmesi ile işçiye gelir vergisi kesintisi yapılmadan kıdem tazminatı ödendiğini ve işsizlik sigortasından yararlanabilmesi imkanının da sağlandığını, davacının sulh sözleşmesini kendi özgür iradesi ile imzaladığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sulh sözleşmesinin imzalanması hususunda isteğin davalı işverenden geldiği, aynı şekilde bir çok işçinin işine son verildiği, davacının işten ayrılma iradesinin bulunmadığı, işverenin fesihte tutarlı davrandığını da ispatlayamadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda taraflar arasında 28.9.2011 tarihli “iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı ek ödeme ve sulh sözleşmesi” imzalanmıştır. Bu sözleşmede, tarafların davalı banka tarafından yapılan fesih işlemine bağlı olarak davacı işçiye ödenecek olan ücret, yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı yanında dört aylık ücretine denk gelen brüt 34.400,00 TL tutarın ödenmesi konusunda mutabakata varıldığı düzenlenmiştir. İş sözleşmesinin karşılıklı olarak sona erdirilmesi hususunda teklif getiren işverenin yeniden yapılanma ve organizasyon değişikliğine gitme amacı bulunmaktadır. Buna karşılık işçiye akdin feshinde makul yarar sağlanmıştır. Davacı tarafından sözleşmenin imzalanması konusunda iradesinin fesada uğratıldığı da iddia ve ispat edilememiştir. Dosya içeriğine göre, taraflar arasında geçerli bir bozma sözleşmesi mevcuttur. İşe iade isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde işe iadeye karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 21.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.