Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/14331 E. 2008/15036 K. 18.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14331
KARAR NO : 2008/15036
KARAR TARİHİ : 18.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, sahibi olduğu taşınmaz üzerinde 13.6.1989 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 49 yıllığına otel ve telesiye yapmak üzere izin irtifak hakkı tesis edildiğini, 13.6.1998-12.6.1999 tarihleri arasındaki dönemin sözleşmeye göre dönem başı olup idare tarafından 9.219,51 YTL olarak takdir edildiğini, davalının bu bedelden ödemediği 7.972,58 YTL’nin tahsili için gecikme zammı ile birlikte tahsili için icra takibi yaptıklarını bildirerek itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, dava konusu dönem bedelinin fahiş olarak tespit edilmesi nedeniyle uyarlama davası açıldığını, sonucunun beklenmesi gerektiğini, gecikme zammının yersiz olduğun savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 4.753,07 YTL asıl alacak,12.705,32 YTL gecikme zammı olmak üzere 17.458,40 YTL üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında “davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” ilişkin cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine davacının tazminat talebi yönünden; “kabul edilen asıl alacak üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine“ cümlesi yazılarak kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.