Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/5784 E. 2007/10798 K. 18.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5784
KARAR NO : 2007/10798
KARAR TARİHİ : 18.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, katarakt hastası olduğunu, davalılardan Doktor …’nın diğer davalı hastanede gözlerinden katarakt ameliyatı yaptığını, ameliyat sonrası gözlerinin görmediğini ileri sürerek şimdilik 100.000.000 TL maddi, ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş; dahili dava dilekçesinde Dr. …’ün de zarardan sorumlu olduğundan bahisle bu davalı yönünden de talepte bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalıların ceza mahkemesinde yargılanıp kusursuz bulunmaları nedeniyle beraat ettikleri, ceza hakiminin kusursuzluğu ilişkin kararının hukuk hakimini bağlayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Her ne kadar … 20.Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/18 esas ve 2004/1626 karar sayılı dava dosyası ile sanıklar hakkında Yüksek … Şurasının 20.5.2004 tarihli raporu benimsenmek ve bu rapora göre sanıkların kusursuz bulundukları kabul edilmek suretiyle beraat kararı verilmiş; mahkemece de kusursuzluğa ilişkin bu beraat kararının hukuk hakimini bağlayacağı gerekcesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Borçlar Kanunun’nun 53 maddesi hükmünce hukuk hakimi sadece kesinleşen ceza ilamında belirlenen maddi olgularla bağlı olup, ceza mahkemesince kabul edilen kusur yada kusursuzlukla bağlı değildir. Hal böyle olunca mahkemece, tarafların kusurları yönünden konusunda uzman bilirkişi kurulundan kusura ilişkin olarak rapor alınmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönlerin gözardı edilerek ceza kararındaki kusura ilişkin gerekçe benimsenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Usul hukukumuza göre dava kime yada kimlere karşı açılmış ise o şahıslar hakkında hüküm kurulur. Başka bir anlatımla usul hukunda dahili dava müessesi yoktur. Kararda dahili davalı olarak gösterilen … hakkında açılmış ve … bu dava ile birleştirilmiş herhangi bir davada bulunmamaktadır. Buna rağmen davaya sonradan dahil edilen … hakkında davanın reddine şeklinde de olsa hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.