YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7891
KARAR NO : 2007/12645
KARAR TARİHİ : 01.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş ve duruşma isteminden vazgeçtiğini beyan ettiğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 12.72002 tarihinde davalı hastanede, sezeryan ile doğum yaptığını, doğumdan hemen sonra karnında bir şişlik ve sancılar olduğunu doğumu yaptıran diğer davalı doktora çeşitli kereler bildirdiği halde gaz giderici ilaçlar verilerek geçeceğinin söylendiğini, bir hafta sonraki kontrolde yine aynı yanıtı aldığını, 15 gün sonra göğsünde iltihaplanma olması nedeniyle aynı hastaneye gittiğinde davalı doktor ve başka bir doktorun antibiyotik ilaç verdiklerini, karnındaki şişlik ve ağrılarla ilgili hiçbir işlem yapılmadığını, 10 kg zayıflayarak yataktan çıkamaz hale geldiğini, 40 gün sonra üşüme ve titreme nöbetleri ile hastaneye gittiğinde çekilen usg sonucu davalı doktorun karnında büyük bir kitle olduğunu söyleyip ameliyat önerdiğini, davalıya güveni kalmadığı için başka bir hastanede ameliyat olduğunu, karnında gazlı bez unutulduğu için abse oluştuğunu ve ameliyat sırasında kitle ile beraber 46 cm uzunluğunda bağırsağının da kesilerek çıkartıldığını, patoloji raporunda yabancı cisimden bahsedildiğini, davalıların sezeryan sırasında karında yabancı cisim unutarak ve şikayetlerini ilk günden itibaren iletmesine rağmen 2007/7891-12645
gerekli tedaviyi yapmayarak zarar görmesine neden olduklarını ileri sürerek 10.000,00 YTL maddi, 40.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı … Ltd.Şti davanın reddini dilemiş, diğer davalı doktor …, doğumdan sonra aşamaların normal seyrinde gittiğini,8. gün kontrol muayenesi yaptığını, bir süre sonra göğüslerin iyi boşalmaması nedeniyle enfeksiyon başladığı için antibiyotik tedavisi uyguladığını, 29.8.2002 tarihinde karnında şişlik ve … ile geldiğinde çekilen usg ile 10 cm kitle görüldüğünü, derhal ameliyat önerildiği halde davacının gecikerek 6.9.2002 tarihinde başka bir hastanede ameliyat olduğunu, gecikme nedeniyle zararın çoğaldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan raporlar doğrultusunda, sezeryan sırasında unutulmuş gazlı bez yada kompresin söz konusu olmadığı, olayın ameliyat esnasında kullanılan gazlı bez veya kompreslerden dökülen iplikçikler, ameliyat ipliği artıklarından meydana gelebileceği, davalılara yüklenecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK’nun 76. maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir. Davacı, davalı doktorun, sezeryan ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unuttuğu için karın içinde abse oluşmasına ve giderek bir kısım bağırsağının çürümesine neden olduğunu, karın ağrısı ile ilgili şikayetlerini davalı doktora bildirdiği halde gerekli tahlil, tetkik ve tedavileri zamanında yapılmadığı için zarara uğradığı ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK. 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan 2007/7891-12645
kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir … gören doktor olan vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda, davacı öncelikle davalı doktorun ameliyat sırasında karnında gazlı bez vb unutması nedeniyle karın içinde abse oluştuğunu, daha sonra da şikayetlerini bildirdiği halde gerekli incelemenin yapılmaması nedeniyle tedavinin gecikerek zararın çoğaldığını iddia etmiştir. Mahkemece aldırılan … kişilik bilirkişi raporunda özetle; ameliyatta kullanılan gazlı bez ve kompreslerin ameliyat sonunda sayımına ilişkin bir belge bulunmadığı, 29.8.2002 tarihli usg de 10 cm olan abse poşunun 3.9.2002 tarihli MR da 15 cm olduğu düşünülünce absenin daha önce oluştuğunun … olduğu, daha önce meme iltihabının kurutulması için uygulanan antibiyotik tedavisinin karın içi abse gelişimini geciktirdiği veya maskelediği, oysa bu dönemde yapılacak bir usg, bt veya MR ile tanının daha önce konulmasının ve tedavinin de daha erken ve daha basit yöntemlerle yapılmasının mümkün olabileceği, Dr….’ın gecikmeli de olsa hastanın son başvurusunda tanıyı koyarak ameliyat önerdiği, bu kez hastanın 1 haftalık ilave gecikme ile ikinci ameliyatı olduğu, unutulmuş gazlı vb olup olmadığı konusunda kesin sonuç bildirebilmek için ikinci ameliyatı yapan doktor …’ın dinlenmesi gerektiği, patoloji raporunda unutulmuş gazlı bez yada komprese dair bir kayıt bulunmadığı, bildirildikten sonra karın içi absenin tanısında bir gecikme bulunduğu açıklanmıştır.
Öte yandan dosya içinde bulunan 9.9.2002 tarihli patoloji raporunda “apse poşunda ve ülsere alanlarda yabancı cisimler ve çevrelerinde dev hücreleri ile abse oluşumu dikkat çekmektedir.” “Tanı: abse poşu, yabancı cisim granulasyon dokusu” şeklinde açıklamalar mevcuttur. Yukarıdaki açıklamalara göre hükme esas alınan bilirkişi raporu kendi içinde çelişkili olup hüküm vermeye yeterli değildir. Örneğin Bilirkişi raporunda davalı doktorun absenin tanısını koymada geciktiği açıklanmasına rağmen en azından bu gecikme nedeniyle oluşan zarardan sorumlu tutulması gerekir. Esasen patoloji raporundaki bulguların değerlendirilmesi de yetersizdir.
Bu nedenlerle, mahkemece, dosya içindeki tüm raporlar, davalının tuttuğu ameliyat notları, takip kartları, davacıya kullandırılan ilaçlara ilişkin belgeler, ikinci ameliyata ilişkin not ve kayıtlar vs tüm tıbbi belge ve kayıtlar yeniden getirtilerek, gerektiğinde ikinci ameliyatı yapan Doktor duruşmada dinlendikten sonra Üniversite Kadın Doğum ve cerrahi Ana Bilim Dallarından seçilecek Öğretim Üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 1.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.