Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2009/37289 E. 2010/14133 K. 28.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/37289
KARAR NO : 2010/14133
KARAR TARİHİ : 28.04.2010

Hakaret suçundan sanık …’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 43/1, 62/1. maddeleri uyarınca 5 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 52/2. maddesi gereğince 100,00 yeni Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine, 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile eklenen 5. fıkranın şartlarının oluşmaması nedeniyle sanık lehinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair (ÜSKÜDAR) 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 12/11/2008 tarihli ve 2005/903 esas, 2008/1805 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/06/2009 gün ve 2009/6356/32044 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/06/2009 gün ve 2009/161037 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1)Suç tarihinin 07/02/2005 olduğu nazara alındığında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenlemeler ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03/04/2008 tarihli ve 2007/7257 esas, 2008/2402 sayılı ilâmında da 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun olayla ilgili bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin belirtildiği göz önüne alınmaksızın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre karşılaştırma yapılmadan,
2)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/02/2008 tarihli ve 2006/6 YD-346 esas, 2008/25 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 231/6-c maddesinde yer alan koşulun aranmayacağı cihetle, sanığa atılı suçun işlenmesiyle somut bir zararın oluşmadığı gözetilmeden,yazılı şekilde karar verilmesinde;
İsabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İddianamedeki sevk ve anlatıma, Yargıtay Kanunu’nun 14.maddesine göre kanun yararına bozma istemini inceleme görevi 4.Ceza Dairesine ait olduğundan, dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli daireye sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.