Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/14502 E. 2012/20690 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14502
KARAR NO : 2012/20690
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, idari işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverenliğin … İl Tarım Müdürlüğünde daimi işçi olarak görev yaptığını, Disiplin Kurulunun 25/02/2009 tarih ve 2009/5 sayılı kararı ile 12. dönem Toplu İş Sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca haklı bir sebep olmaksızın 3 yevmiye kesintisi ile cezalandırılmasına karar verildiğini ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 19.06.2009 tarihli ve 212 sayılı olurları ile … Batı … Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne usul ve kanuna aykırı olarak naklen tayin edildiğini belirterek, hakkında tesis edilen idari işlemlerin iptalini istemiştir.
Davalı vekili ise, davacının kusurlu hareketleri ile iş düzenini bozduğunu, tutulan tutanaklar ve soruşturma raporundan davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yevmiye kesme cezasının yerinde olduğu ancak nakil işleminin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanunun gerektirici gerekçelere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Taraflar arasında uyuşmazlık, iş hukuku ilkeleri gereğince atama işleminin iptalinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerek, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun iş sözleşmesini düzenleyen hükümlerinde ve gerekse, 4857 sayılı İş Kanunu’nda, işverenin yönetim hakkı kapsamında işçinin işyerini veya işini değiştirmesi durumunda, bu işlemin iptali için öngörülmüş bir dava türü bulunmamaktadır. Bu konuda tek hüküm sendika işyeri temsilcileri ile ilgili 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 30/3 maddesidir. Bu hükme göre “İşveren, yazılı rızası olmadıkça işyeri temsilcisinin çalıştığı işyerini değiştiremez veya işinde esaslı bir tarzda değişiklik yapamaz. Aksi halde değişiklik geçersiz sayılır.” 4857 sayılı Kanun’da bu konu ile ilgili getirilen düzenleme ise 22. maddede belirtilmiş olup, buna göre “işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma şartlarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını veya fesih için başka bir geçerli sebebin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.” Bu düzenlemede de işçinin esaslı değişiklik şeklinde olan nakil işlemini kabul etmeme imkanı bulunmakta, bu işlemin iptali için dava yolu bulunmamaktadır. Yargı yoluna başvurma ancak, değişikliğin kabul edilmemesi üzerine işveren tarafından gerçekleştirilecek fesih sebebi ile mümkündür.
4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için öncelikle iş sözleşmesinin işverence feshedilmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla, iş güvencesi hükümlerinin amacı işçiyi işverenin feshine karşı korumaktır. Somut olayda, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedilmediği, başka bir yerde bulunan işyerine nakledilmesine ilişkin işlemin iptalini istediği anlaşılmaktadır. İş hukuku mevzuatımızda atama emrinin iptali ve eski işyerine iadesine yönelik bir düzenleme bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.