YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15088
KARAR NO : 2009/5357
KARAR TARİHİ : 16.04.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, alacağının tahsili amacıyla İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2007/25822 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip yaptıklarını, davalının kefil sıfatıyla sözleşme imzaladığını,mütemerrit duruma düştüğü Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım 2007 tarihlerine ait taksitlerden kaynaklı borçlarını dahi kabul etmeyerek borcun tamamına itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, borca kefil olduğunu, ödeme emrinin kendisinin kefil olduğu borçla ilgisi olmadığını, bu nedenle itirazda bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kefil olup kefaletinin adi kefalet olduğu, adi kefaletten dolayı borcun muaccel olabilmesi için asıl borçlunun sözleşmeden sonra iflas etmesi veya hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması gerektiği,buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, bu nedenle davalının sözleşmede kefil sıfatıyla üstlenmiş olduğu davacıya olan borcunun takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmediği, davalının yapılan takibe istinaden davacıya borcunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile dava dışı Nalan Karatekin arasında yapılan 28.07.2007 tarihli satış sözleşmesine davalı kefil olmuştur. Bu kefalet sözleşmesi TTK.nun 7 ve 21.maddeleri gereğince müteselsil kefalettir. Bu nedenle davacı asıl borçlu ile birlikte kefile müracaat edebileceği gibi asıl borçluya müracaat etmeksizin kefile müracaat edebilir. ÖTe yandan davalı kefilin öncelikle asıl borçluya gidilmesi
2008/15088-2009/5357
yönünde savunması da yoktur. Mahkemece işin esası incelenerek sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.