YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15849
KARAR NO : 2009/5379
KARAR TARİHİ : 17.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı …, … İlinde bulunan 6182 ada 5 parsel sayılı taşınmazın murisi İsmail Uçarer’in ölümü ile mirasçıları olan kendisi ve annesi …’e kaldığını, annesi ile birlikte dava dışı bir konut kooperatifi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını kendilerine düşen dükkanın 1/2 payının annesi…in vekili olan torunu tarafından davalı …’a 25.4.2004 tarihinde, onunda 9.7.2004 tarihinde diğer davalı …’a gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını, annesinin ölümü ile taşınmazın … mirasçı olarak kendisinin kaldığını, ve … malik olarak taşınmazı diğer davacı …’ya 15.11.2006 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satılıp zilyetliğininde devir edildiğini, annesi Münire vekilinin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini düzenlendiği tarihte taşınmazın elbirliği mülkiyete konu olduğundan, diğer hissedarın muafakatı olmadan yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu gibi,….’in hissesi 1/4 olup 1/2 hisse sahibi olmadığını belirterek, 8.7.2004 ve 25.4.2001 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin iptaline ve davalıların müdahalesinin menine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya bakmanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kaldığını, davacı …’nın kişisel hakka sahip olup, dava açma hakkı bulunmadığını yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 9.7.2004 tarihli ve 25.4.2001 tarihli satış vadi sözleşmelerinin iptaline, davalıların 6182 ada 5 parselde tapuya kayıtlı dükkana vaki müdahalenin menine karar verilmiş; hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-… ili … Yozgatlı mahallesindeki 6182 ada 5 parselin davacı … ın murisi …adına kayıtlı olduğu, muris İsmail’in 20.6.1981 de vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi ….ile kızı …’ı bıraktığı, … ve ….’in 6.1.1993 tarihinde bu taşınmaz için dava dışı kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, taşınmaz üzerine yapılacak binadan 3 nolu dükkan ile iki dairenin arsa sahiplerine bırakıldığı, ….in muris ….’in terekesinde 1/4 oranında hisse sahibi olduğu taşınmazın elbirliği mülkiyete konu olduğu, …13.3.1996 tarihinde vekil tayin ettiği torunu … … ın bu dükkana ilişkin davalı … ile 1/2 hissenin devri için 25.4.2001 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmisi yaptığı, … da 9.7.2004 tarihinde aldığı dükkan hissesini diğer davalı …’a gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile sattığı, Münire Uçarer’in 1.11.2002 de ölümü ile tüm mirasın ve taşınmazın tamamının Nermin Açıkmaz’a intikal ettiği, …’in 3 nolu dükkan için davacı … ile 15.11.2006 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptığı, dosya içeriği ile sabit olduğu gibi bu hususlar mahkemeninde kabulündedir.
TMK 701-702 maddeleri gereğince elbirliği mülkiyetle ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerekse tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekir. Ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır. Bu bağlamda somut olayda satış vaadi sözleşmelerinin yapıldığı tarihlerde elbirliği mülkiyet olduğundan ortaklardan birisi diğerinin muafakatını almadan tasarrufî bir muamele yapamaz ise de, elbirliği mülkiyetle ortaklardan birinin kendi payı için mirasçı olmayan bir kişiyle yaptığı satış vadi sözleşmesi şahsi hak doğurduğundan geçerlidir. Ancak elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece sözleşmenin ifa kabiliyeti yoktur. Dolayısı ile hak sahibine 2008/15849-2009/5379
taşınmaz üzerinde tasarruf etme ve tescil isteme hakkı sağlamaz. Öte yandan gayrimenkul satiş vaadi sözleşmesinde satış vaadinde bulunanın malik olmasıda zorunlu değildir. Hal böyle olunca, davacıların müdahalenin meni talebinin dışında kalan ve diğer taleplerini olan gayrımenkul satış vaadi sözleşmelerinin iptali talebinin, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerini yasanın öngördüğü şekle uygun olarak yapıldığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı … ile yaptığı 15.11.2006 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği bu davaya karşı sahsi hak sahibi olan …’nın bu davanın davalılarına karşı dava açmak için aktif dava ehliyeti olmadığı halde bu husus gözden kaçırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4-Davacılar dava dilekçesinde müddeabiki 12.000,00 YTL olarak gösterdiğinden davalılar aleyhine bu miktar esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi geriği 1.440,00 YTL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken gerekçesi açıklamadan 1.697,40 YTL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2),(3) ve (4) nolu bentlerle açıklanan nedenlerle hükmün davalılar lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.