Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/14661 E. 2009/5639 K. 27.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14661
KARAR NO : 2009/5639
KARAR TARİHİ : 27.04.2009

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı şahıstan taşınmaz satın almak amacıyla davalı bankadan konut kredisi talebinde bulunduğunu ve kredinin adına tahsis edildiğini, ancak taşınmazı satıcıdan kaynaklanan nedenlerle alamadığını tapuda ipotek tesis edilmediğini, krediyi kullanmamasına rağmen davalı bankanın faiz ve vergi aldığını ileri sürerek, 2988,09 YTL’nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı adına tahsis edilen kredinin davacı hesabına aktarıldığını ve bu suretle kullanılan kredi üzerinde tasarruf imkanlarının kalmadığını, taşınmazın satın alınmayıp kredi kapatılınca da faiz yürütüldüğünü, işlemin doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ipotek tesis edilmeden ve konut satın alınmadan kredinin kullanılmış sayılamayacağı, davacının para üzerinde tasarruf yetkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dava dışı şahıstan taşınmaz satın almak amacıyla 2006 yılı şubat ayında davalı bankaya müracaat ettiği, talebinin kabulü üzerine 6.3.2006 tarihinde sözleşmenin imzalandığı ve kredinin de 6.3.2006 tarihinde davacının hesabına geçtiği, ancak taşınmaz satıcısının vefat etmesi üzerine taşınmaz üzerine ipotek konulmadan ve satış işlemleri tamamlamadan 7.4.2006 tarihinde kredinin kapatıldığı ve akabinde davalı bankanın 6.3.2006 ile 7.4.2006 tarihleri arasındaki işlemiş faizi ve bunun vergisini davacının hesabından kestiği tarafların ve mahkemenin kabulündedir.
2008/14661-2009/5639
Hemen belirtmek gerekir ki davalı tarafından kullandırılan kredi 4077 Sayılı Yasanın kabul ettiği anlamda bağlı kredi niteliğinde olmadığı için davalı bankanın taşınmaz satılmamasından dolayı bir sorumluluğundan bahsedilemez. Davalı banka sözleşme uyarınca üzerine düşeni yaparak tahsis edilen krediyi davacının hesabına aktarmış olup, hesaba aktarılan para üzerinde kredinin kapatıldığı 7.4.2006 tarihine kadar da herhangi bir tasarruf imkanından yoksun kalmıştır. Bu süre içinde krediyi davacı hesabında bekleten davalı bankanın, kredinin teminatını teşkil eden ipotek tesis edilinceye kadar kredi hesabına bloke uygulamasında da sözleşmeye aykırı bir husus yoktur. Öte yandan davacı ile konut satıcısı arasındaki ilişkinin sona ermesinde davalıya affedilebilecek bir kusurda bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı bankanın davacıya tahsis ettiği krediye tahsis süresi boyunca faiz işletmesinin sözleşmeye ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine uygun olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.