Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2020/321 E. 2022/668 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/321
KARAR NO : 2022/668
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi

Sanık …’in olası kastla öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 21/2, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin… Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.06.2018 tarihli ve 414-224 sayılı, resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafisi ve katılanlar vekili tarafından da istinaf talebinde bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 09.10.2018 tarih ve 1860-1563 sayı ile; vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.11.2019 tarih, 3120-4886 sayı ve oy çokluğuyla; temyiz taleplerinin esastan reddine karar verilmiş,
Daire Başkanı …. ve Daire Üyesi….; “Sanığın eyleminin bilinçli taksirle işlendiğini kabul ettiğimizden, sanığın olası kastla sorumlu tutulması gerektiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise; 05.03.2020 tarih ve 99168 sayı ile;
“…Maktulün içmiş olduğu kaçak üretilmiş alkol nedeniyle zehirlenerek öldüğü sabit olan olayda, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre, sanık izinsiz ve kaçak şekilde üretilmiş alkollü, içkileri başkalarından satın alarak … yerinde yine kaçak şekilde satmaktadır. Sanığın sattığı sabit olan bu içkileri kendisinin imal ettiğine dair dosyada ne bir iddia ne bir tespit söz konusu değildir. Dosyada beyanı bulunan katılan … maktulün kardeşi olup, maktulün kullandığı içkiyi sanığın … yerinden satın alıp maktule getiren kişidir. Katılan … beyanlarında yaklaşık bir yıldan beri ağabeyinin bu yerden alkol alıp kullandığını zaman zaman da kendisinin buradan alkol alıp ağabeyine getirdiğini söylemiştir. Bandrollü ve yasal şekilde üretilmiş alkolün daha pahalı olması nedeniyle kaçak yollardan üretilen alkolün bir kısım tüketiciler tarafından tercih edilmesi nedeniyle kaçak üretilen alkollerin piyasada satıldığı ve tüketildiği bilinmektedir. Yasal şekilde üretilen alkollü içkilerde etanol kullanıldığı hâlde zaman zaman daha ucuz olduğu için kaçak üretimlerde zehirli olan metanolün kullanıldığı ve bunun zehirlenmelere yol açtığı bilinmektedir. Kaçak üretilen her alkollü içkinin etanol yerine metanol içerdiği söylenemez. Olayımızda da sanığın kaçak sattığı kaçak üretilmiş rakıdan maktul yaklaşık bir yıldan beri tükettiği hâlde rahatsızlanmamıştır. Yani her kaçak üretilen alkollü içki içeni zehirlememektedir. Alkollü içkinin üretimini yapmayıp kaçak üreten kişilerden aldığı alkolü satan … yeri sahibi sanığın eyleminin uzun süreden beri aynı alkolü satıp, olay öncesi herhangi bir zehirlenmenin oluşmaması sebebiyle kaçak içkiden içenlerin zarar görebileceğini öngörülebileceği ancak alkolden kimsenin zehirlenmemesinin de verdiği güven içerisinde kaçak üretilmiş bandrolsüz rakı sattığı bu nedenle sanığın eylemi, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğu,” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.07.2020 tarih, 1128-1640 sayı ve oy çokluğuyla; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin olası kastla öldürme suçunu mu yoksa bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
12.02.2017 tarihli olay tutanağında; “12.02.2017 tarihinde saat 12.00 sıralarında ilimiz Devlet Hastanesi polis noktasında görevli bulunan görevlimizin hastaneye bir şahıs intikal ettiğini, şahsın bilincinin kapalı olduğunu, hemen yoğun bakıma alındığını, şahsı getiren kardeşinin alınan ilk beyanında abisinin sahte rakı kullandığını belirtmesi üzerine Devlet Hastanesine intikal edilmiştir. Hastanede yapılan görüşmelerde …’in sabah saatlerinde hastaneye geldiğini, şahsın bilincinin kapalı olduğunu ve yoğun bakıma alındığını, yoğun bakımda diyaliz cihazına bağlandığını ve diyalizden sonra …’e nakil olacağı anlaşılmış, şahsı hastaneye getiren ve kardeşi … ile yapılan görüşmede, abisinin 11.02.2017 tarihinde akşam eve gelmeden önce kendisini arayarak rakı almasını söylemesi üzerine… Çıkmazı’nda bulunan bir … yerinden alkol aldığını ve abisinin evine bırakarak ayrıldığını, abisinin akşam bu alkolü kullandığını ve sabah saatlerinde annesinin kendisini arayarak abisinin rahatsızlandığını beyan etmesi üzerine eve giderek abisini alıp hastaneye getirdiğini, kendisinin bu şekilde sürekli abisine alkol aldığını, alkolü ucuz diyerek aldığını, hatta evinde kendisinin abisinin içmesi için almış olduğu bir şişe daha bulduğunu, bu alkolleri adresini bilmediği ancak gösterebileceği bir … yerinden aldığını beyan etmiştir. Belirtilen ve sahte olduğu düşünülen, yoğun bakımdaki …’in ikametinde bulunan alkolü alarak incelemek ve bu alkolün satıldığı yeri tespit etmek için yerini göstermesi için … refakate alınarak şahsın ikametine intikal edilmiş, … ile birlikte ikamete girilmiş ve ikamette bulunan 70 cl’lik ağzı açılmamış bir adet alkolü … rızası ile biz görevlilere teslim etmiştir. Şahıs tekrar refakate alınarak biz görevlilere alkolü aldığı yere intikal edilmiş, burada… Çıkmazı Sokağının içerisinde herhangi bir isim ve numara bulunmayan ikinci dükkânı göstererek ‘Alkolü satın aldığım … yeri burasıdır.’ diyerek yer göstermiştir.” ibaresine yer verildiği,
12.02.2017 tarihli muhafaza altına alma tutanağında; “…Alınan arama kararı gereğince …’in Cumhuriyet Caddesi, … Pasajı no: 10 adresindeki … yerinde yapılan aramada, toplam 5.810 paket çeşitli markalarda gümrük kaçağı sigara ile sahte ve gümrük kaçağı olduğu değerlendirilen 545 şişe içerisinde 232,4 litre viski, 89,8 litre votka ve 40,2 litre rakının ele geçirilerek muhafaza altına alındığının.” belirtildiği,
13.02.2017 tarihinde gıda mühendislerince düzenlenen ön inceleme raporunda; “… Emniyet Müdürlüğünce muhafaza altına alınan içkiler üzerinde yapılan incelemede; (…) Şişelerin ve etiketlerin kullanılarak sahte içkilerin şişelendiği kanaati oluşmuştur. İçkilerin hiçbirinde bandrol bulunmamakla birlikte söz konusu içkilerin içerisinde böcek ve partiküllerin olduğu ve sahte oldukları kanaati oluşmuştur. Tüketiminin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği ancak kesin sonucun metil alkol oranlarının analiz sonucu ile değerlendirilmesi gerekmektedir.” ibaresine yer verildiği,
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı görevlilerince düzenlenen 02.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda; “…’in … yerinden ele geçirilen içkilerden her markadan alınan 2’şer adet (35 cl, 50 cl, 70 cl ve 1 litre) içki numuneleri ve maktul …’in evinde bulunan 1 adet dolu içki şişesi ve …’in içmiş olduğu içki şişesinde gerekli toksik incelemelerin yapılmış, yapılan incelemeler sonucu Chivas Regal, Jack Daniels, Ballantines Finest, J&B, Absolut Votka, İstanblue, Yeni Rakı markalı 2’şer adet (35 cl, 50 cl, 70 cl, 1 litre) içki numunelerinde ve 0,5 litre Bahçepınar ibaresi yazılı su şişesinin içerisinde metanol negatif bulunmuş, Bahçepınar su şişesinin içerisinde etanol bulunmuş, …’in … yerinden alınan … Mey Rakı içki numunelerinde % 16,4 metanol pozitif bulunmuştur. (…) Fatal oral metanol dozu 30-240 ml (% 100’lük metanol için, 20-150 gram). Minimum toksik doz yaklaşık 100 mg/kg’dır. Maktul …’in evinden alınan içecekler ile şüphelinin … yerinde ele geçirilen içeceklerde de metanol pozitif bulunmuştur.”, ifadesine yer verildiği,
02.03.2017 tarihli uzmanlık raporunda; “Sahte şüpheli … Rakı 70 cl olan rakıdan alınan numune analiz sonucu; alkol miktarı hacmen % 33,02’dir. Türk Gıda Kodeksi Distile Alkollü İçkiler Tebliği’ne uygun değildir. Metil alkol miktarının Türk Gıda Kodeksi’nde bulunan kabul edilebilir değerin (150 g/hl) 214 katı fazla değerde (32.132) olduğu laboratuvar analizlerinden anlaşılmakta olup söz konusu … rakısının insan sağlığını tehdit edecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. …’in kardeşinde muhafaza edilen … Rakı 70 cl olan rakıdan alınan numune analiz sonucu; alkol miktarı hacmen % 32,14’dır. Türk Gıda Kodeksi Distile Alkollü İçkiler Tebliği’ne uygun değildir. Metil alkol miktarının Türk Gıda Kodeksinde bulunan kabul edilebilir değerin (150 g/hl) 223 katı fazla değerde (33.475) olduğu laboratuvar analizlerinden anlaşılmakta olup söz konusu … rakısının insan sağlığını tehdit edecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Yakalanan içkilerin; etiketleri üzerinde yapılan incelemede Tütün ve Alkol Piyasa Düzenleme Kurulu (TAPDK) bandrolü bulunmamaktır. Analiz sonuçları Türk Gıda Kodeksi’ne aykırı olduğundan, ele geçirilen içkilerin üretimi, işlenmesi ve dağıtımı aşamalarında ürünle ilgili hiçbir belge veya yetkili makamlarca onaylanmış bir sertifika olmadığı da dikkate alındığında bu içkilerin 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na göre piyasa arz edilmesi uygun değildir. Müdürlüğümüze teslim edilen alkollü içkilerin laboratuvarda analizi yaptırılan 2 adet numunede metil alkol miktarlarının aşırı derecede yüksek olduğu ve insan sağlığını tehdit edecek nitelikte oldukları tespit edilmiştir. 2 adet içkiden birinin bilgi sahibi …’in kardeşinde muhafaza altına alınan 70 cl … rakısı, diğer içkinin de şüpheli …’in … yerinde yapılan aramada ele geçirilen 70 cl … rakısıdır.”, tespitlerine yer verildiği,
16.02.2017 tarihli otopsi tutanağında; “…Kişiye ait… Devlet Hastanesinin tıbbi evrakında; 12.02.2017 tarihinde saat 10’da görme kaybı nedeniyle başvurduğu, bunun 12 saat öncesinde sahte alkol tüketme öyküsü bulunduğu, solunumun takipneik olduğu, entübe edildiği, yoğun bakıma ihtiyacı nedeniyle dış merkeze sevk edildiği kayıtlıdır. … Deva Hastanesinin tıbbi belgelerinde; 12.02.2017 tarihinde metanol intoksikasyonu nedeniyle, genel durum bozukluğu, şuur kapanması ve görme kaybı şikâyetleri olduğu, tüm tedavi ve tıbbi yardıma rağmen 15.02.2017 tarihinde eks olduğu yazılıdır. Kesin ölüm sebebi doktor bilirkişilere soruldu; doktor bilirkişiler beyanlarında; yapılan ölü muayene ve otopsi işlemine göre kişinin ölüm nedeni hususunda; otopsi sırasında alınan kan, mide içeriği ve iç organ örnekleri üzerinde … Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılacak toksikolojik ve histopatolojik incelemeye ait raporların tetkiki sonrası görüş bildirilebileceği kanaatindeyiz.” ibaresine yer verildiği,
08.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; “Yapılan dış muayene ve otopsi bulgularına göre kişinin vücudunda ölümü meydana getirir nitelikte herhangi bir darp, cebir izi veya travmatik değişim tespit edilmediği; kanda etanol metabolitlerinden etil glukuronid ve etil sülfat bulunmadığı göz önüne alındığında; kanda tespit edilen etanol miktarının (25mg/dl), ölüm sonrası doğal hücresel yıkım sonucu oluşmuş olduğu, kanda ve idrarda saptanan parasetamol, ketamin, diazepam, nordiazepam, propofol miktarlarının toksik (öldürücü) dozda olmayıp, bu ilaçların tedavi amaçlı kullanılan ilaçlar olduğu, metanol ve metabolitlerinin kan, idrar ve dokulardan elimine (bertaraf) olma süreleri ve tedavi görmesi dikkate alındığında şahıstan otopsi sırasında alınan kan, idrar ve doku örneklerinde metanol ve metanol metobolitlerine rastlanmamasının tıbben beklenen bir durum olduğu, olay sonrası saptanan bulgular ile (görme bozukluğu, takipneik solunum, metabolik asidoz), dosyada var olan ifadeler ve tıbbi belgeler beraber incelendiğinde; şahsın ölümünün metil alkol intoksikasvonuna (zehirlenmesine) bağlı metabolik asidoz ve kalp dokusu beslenmesinin bozulmasıyla gelişen klinik tablo sonucu meydana geldiğinin,” ifade edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan … Cumhuriyet Başsavcılığında; “Oğlum … ile aynı evde birlikte yaşardık. Olay gününden bir gün önce akşam oğlum markasını bilmediğim ancak kırmızı kapaklı bir şişede bulunan rakıyı içmişti. Hatta bana ‘Anne bunu az içeceğim, beni rahatsız ediyor, bunu içtim içeli ben, bende değilim, ölecek gibiyim.’ dedi. Sabah olduğunda da ‘Anne ben hiç rahat değilim, gözlerim görmüyor benim.’ dedi. Ben de diğer oğlum olan …’ı arayarak eve gelmesini söyledim. … eve geldiğinde … ona ‘Evin ışığını yak, burası karanlık.’ dedi. Oysa sabahtı ve hava aydınlıktı. Biz de …’ın gözlerinin görmediğini anladık ve hastaneye götürdük. Hastaneye götürdüğümüzde oğlumu yoğun bakıma aldılar. Orada doktorlar içkiden dolayı oğlumun rahatsızlandığını söylediler. Ardından …’e sevk ettiler. Bir gün sonra oğlum … vefat etti. Oğlum ölmeden önce yaklaşık bir aydan beri hep kırmızı kapaklı şişede bulunan rakıyı alıp içerdi. Başka herhangi bir rakı kullanmazdı. Bazen de tekelden aldığı birayı içerdi. Bira içtiğinde herhangi bir sorunu olmazdı. Ben oğlumun hep aynı yerden rakı aldığını biliyorum çünkü rakı aldığı yere diğer oğlum …’la birlikte motorla giderlerdi. Ben oğlum …’ın kırmızı kapaklı şişe içerisinde bulunan rakıyı içtiği için öldüğünü düşünüyorum. Bu sebeple oğluma rakıyı satan şahıstan şikâyetçiyim.”,
Mahkemede; “Sanıktan şikâyetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Maktul benim oğlum olur. Benim oğlum yabanda çalışırdı. Oğlum diğer oğlum …’a söz konusu pasajda alkol alınacak yeri gösterdi. ‘Buradan alırsın.’ demişti. Bu nedenle ara sıra …, …’a alkol alırdı. 2 günde bir şişe bitirirdi. Bana ‘Anne bu alkol daha ucuz.’ derdi. Daha önce de tekel birası içerdi. Benim … oğlum rakı alırdı. Cumartesi günü de oğlum … iki şişe rakı getirdi. Daha önceki günden kalan yarım rakı vardı. Oğlum hem onu, hem de gelen şişelerden birisini kullandı. Diğerini ise ‘Yarın içerim.’ dedi. Gelen şişeler 1’er kilogramlıktı ancak akşam kendisini hâlsiz hissettiğini söyledi. Sabah kalktığında ise gözlerinin görmediğini söyledi. ‘Hastaneye götürün beni.’ dedi. Oğlum başka yerden alkol almazdı. Evdeki bütün alkoller oğlumun sanıktan aldığı alkollerdir. Oğlum eşinden ayrıldığından beridir bira içerdi. Yaklaşık son 15-20 gün ise rakı içmeye başladı. Rakı sanığın dükkânından alınırdı.”,
Katılan … Kollukta; “Hurdacılık yaparak geçimimi sağlıyorum. 11.02.2017 tarihinde saat 17.00 sıralarında… ili,… Çarşısı, Çıkmaz Sokağının içerisindeki yerden, üzerinde herhangi bir sayı veya ibare bulunmayan 2. dükkândan 1 şişe Mey marka … rakısını 22 TL’ye satın alarak ağabeyim …’in evine götürdüm ve ağabeyim …’e teslim ettim. Ben daima yukarıda belirtmiş olduğum adresten, aynı marka rakıdan satın alır ve ağabeyime götürürdüm. Daha önce bu şekilde herhangi bir sıkıntı olmadı. Ben zaten içki ve alkol kullanmam. Sadece ağabeyimin demesi üzerine satın alarak ağabeyime aldığım içkileri veririm. 11.02.2017 tarihinde almış olduğum içkileri ağabeyime teslim ettikten sonra evime gittim. Sabah saat 07.30 sıralarında annem … beni arayarak abimin çok rahatsız olduğunu ve eve acil gelmem gerektiğini söyledi. Ben de yaklaşık 10-15 dakika sonra eve ulaştım. Ağabeyimin yanına gittiğimde bilinci yerindeydi ve bizim söylediklerimizi anlıyordu. Sadece ağabeyim gözlerinin görmediğini söylüyordu. Ağabeyimin üstünü giymesine müteakip… Devlet Hastanesine gittik. Ben bu … yerinden ucuz olduğu için içkileri alıyordum ama sahte olduğunu bilmiyordum. Sahte olduğunu bilseydim satın almazdım. Ağabeyime de aldırmazdım. Yine daha önce aynı … yerinden satın almış olduğum Mey marka … rakısının tarafınızdan incelenmesi için rızamla size teslim ediyorum.”,
Cumhuriyet Başsavcılığında; “Ben daha önceki ifademde tarif ettiğim dükkândan abimin içmesi için … Mey rakısını 22 TL karşılığında alıp eve bırakmıştım. Abim de her zaman aynı marka içkiyi, aynı dükkândan alırdı. Çok nadir olarak tekel bayisinden bira alıp içerdi. Olay günü annem beni aradı ve abimin rahatsızlandığını söyledi. Ben de bunun üzerine eve gittim. Eve gittiğimde abim bana ‘Gözlerim görmüyor.’ dedi. Ben de bunun üzerine abimi hastaneye götürdüm. Abim tedavi altına alındı. Ardından …’teki hastaneye sevk edildi. Bir gün sonra da vefat etti. Abimin bilinen herhangi bir rahatsızlığı yoktu. Abim sürekli Mey … rakısı içerdi. Bunu da ucuz olduğu için hep aynı yerden alırdı. Başka hiçbir yerden almazdı. Ben abime rakıyı aldığımda bu rakının sahte olduğunu ve insanı öldürebilecek nitelikte olduğunu bilmiyordum. Bu içkinin daha önce Suriye’den sokulan kaçak ama orijinal içki olduğunu düşünüyordum. Abim de öyle düşünüyordu. Ben abimin ölümünden sorumlu olan şahıstan davacı ve şikâyetçiyim.”,
Mahkemede; “Sanıktan şikâyetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Ben abim ile birlikte 3-4 defa, bir yanı pasaj içinde olan diğer yanı yola bakan dükkândan alkol alırdım. Abim ölmeden son 15-20 gün rakı içmeye başlamıştı. En son ölmeden bir gün önce annem beni aradı. Rakı almamı istedi. Ben de söz konusu dükkândan 2 şişe rakı aldım. Rakıların üzerinde ne yazdığını şu an hatırlamıyorum çünkü gazeteye sarıp verirdi. Şişe beyazdı ancak üzerinde yani gövde kısmında kırmızı bir amblem vardı. Eve getirdim. Abim birisini içti. Ağabeyim her gün içerdi. Diğerini içmedi, sonra ben evime gitmek üzere ayrıldım. Abim içtiğinde durumu iyiydi. Bir sonraki gün sabah rahatsızlandığını öğrendim. Sonra da annem beni aradı ve evden alarak hastaneye götürdüm. Hastaneye götürürken bana ‘Gözlerim görmüyor.’ demişti. Son gün aldığım rakıların kaçlık olduğunu bilmiyorum ancak büyük şişelerdi. Ben huzurda bulunan sanığı tanımıyorum. Rakıları aldığım kişileri de tanımıyorum. Sadece dükkânı biliyorum. Dükkânın, pasajın adını da bilmiyorum. Tarif etmem gerekirse kuyumcuların oradan sol tarafa döndüğünde çıkmaz dehlizin içindedir. Ben şu an aldığım rakının ismini hatırlamıyorum. Ben abime kaçak rakı alırdım ancak ismini şu an hatırlamıyorum. Rakıyı 22 TL’ye almıştım. Ben her gün abime 1 şişe alırdım fakat o gün 2 şişe aldım. Ben her gün 1 şişe aldığım için soruşturma aşamasında böyle yazılmış olabilir. Ben son gün 2 şişe rakı aldım. Ben o gün aldığım rakı şişelerinden birisinin abimin içtiğini gördüm. Her iki rakı şişesi de aynıydı. Ancak rakı şişelerinin markasını bilmiyorum. Ben sadece söylediğim yerden alkol alırdım ancak gittiğim pasajda bunun dışında alkol satan yerler de vardı. Evde kapalı olan 1 rakı şişesini kolluğa teslim ettim. Şişeyi ben verdim. Şişe aldığım şişeydi. Ayrıca abimin içtiği şişe boştu. Çöpe atılmıştı ancak polisler onu da aldılar. O şişe çöpten alındı. Benim son aldığım 2 şişe de aynıydı. Ancak çöpte bulunan şişe ile evde bulunan dolu şişe arasındaki miktar açısından farklılığını bilmiyorum.”,
Tanık … Bozgeyik Mahkemede; “Olay tarihinde bize sahte alkolden kaynaklanan bir adli vaka olduğu söylendi. Bu nedenle hastaneye geçtik. Sonra müşteki …’ı alarak evlerine geçtik. Bu kişi maktulün kardeşiydi. Eve girdiğimizde müşteki bize boş bir rakı şişesi getirdi. Nereden getirdiğini görmedik ancak evin içindeydi. Söz konusu şişenin kardeşinin içtiği rakı şişesi olduğunu söyledi. Bir tane de dolu rakı şişesi vardı. Onu da aldık. Aldığımız rakı şişesi … markaydı. Ev iki katlıydı. İkinci kata çıktığımızda holde bidon gibi bir şeyin üzerindeydi. Ancak bunun markası … olabileceği gibi İstanblue marka da olabilir. Sonra şahıs bize alkol aldığı yeri tarif etti. Söz konusu tarif ettiği yer sanığın dükkânıydı. Bunun üzerine arama kararı alarak dükkânda arama yaptık. Muhtelif ebatta dolu alkol şişesi bulduk. Sahte olduğunu değerlendirdiğimizden dolayı da …’ya incelemeye gönderdik. Bize söz konusu alkollere ilişkin herhangi bir evrak sunamadı. Zaten Suriyeli şahıslardan aldığını söylemişti. Evde bulduğumuz şişelere ilişkin çok iyi hatırlamamakla birlikte ve buna benzer birçok olaya gittiğimiz için de çok iyi hatırlamamakla birlikte dolu olan zannedersem 70’likti. Boş olan daha küçük diye hatırlıyorum.”,
Tanık … Mahkemede; “Ben mağdurun evinde bulunmadım. Buna ilişkin bir beyanım yoktur ancak dükkândaki aramada yer aldım. Burada arama kararıyla arama yaptık. Çeşitli miktar ve ebatta alkol şişesi bulduk. Şişeler doluydu, bir de kaçak sigara vardı. Biz sahte olma ihtimaline binaen alkolleri rapora gönderdik. Bizim arama yaptığımız yer zemin kattı. Burada başkaca alkol satan yer yoktu ancak söz konusu bölge geniş alandı. Geniş alan içerisinde alkol satan yerler vardı.”,
Şeklinde ifade vermişlerdir.
Sanık … Kollukta; “Cumhuriyet Caddesi, … Pasajı No: 10 adresinde yaklaşık 1 yıldır içki ve sigara satışı yapmaktayım. … yerimde bulunan içkilerin sahte olduğunu bilmiyorum. Ben bu sigaraları ve alkolleri Suriye uyruklu tanımadığım şahıslardan alıyorum. Belli bir şahıs veya şahıslardan almıyorum. Bu yüzden isim ve adreslerini bilmiyorum. Suriyeli şahısların getirmiş oldukları içki ve sigaraları nereden getirdiklerini bilmiyorum. Fiyatları uygun oldukları için Suriyeli şahıslardan alıyorum. Dükkânımda da satmak için bulunduruyordum. Daha önceden bu şekilde zehirlenme gibi şikâyetle kimse gelmedi ve hastaneye gitmedi. …’i tanımıyorum ama kardeşi olan …’i ise sima olarak biliyorum. Sima olarak hatırladığım kadarıyla … bazı günler, akşam saat 5 gibi gelir ve rakı alır. Ele geçirilen sigaraların ise gümrük kaçağı sigaralar olduğunu biliyordum. Bunları da belli bir kişi veya kişilerden almıyorum. Dükkânıma gelen tanımadığım kişilerden alıyorum. Bu kişiler parça parça poşetlerle sigaraları dükkânıma getirirler. Ben de fiyatta anlaşarak satın alırım. Hastanede olan …’in durumundan dolayı çok üzgünüm ve pişmanım. Bu şekilde olacağını bilsem almazdım ve satmazdım.”,
Cumhuriyet Başsavcılığında; “Ben 1 yıldır Cumhuriyet Caddesi, … Pasajı No: 10 adresinde bulunan … yerimde içki ve sigara satışı yapmaktayım. Satışını yapmış olduğum sigara ve içkileri Suriyeli ismini bilmediği şahıslardan temin ederim. 15-20 gün aralıklarla bana içki ve sigara getirirler. Sigaraların kaçak olduğunu biliyorum ancak getirdikleri içkilerin sahte olduğunu bilmiyordum. Sigara ve içkilerin fiyatları uygun olduğu için ben bu Suriyeli şahıslardan alırdım. Bu içki ve sigaraları satmak için … yerimde bulundururdum. Daha önce benden içki satın alan herhangi bir müşterimde zehirlenme vakası yaşanmamıştı. …’i tanımam. Kardeşi olan …’i 2-3 defa görmüşlüğüm vardır. … benden ara sıra alışveriş yapar. Genelde … rakısı alır. Ben Suriyeli şahısların yanına gidip alkol ve sigara almam. Onlar benim … yerime getirirler. Bunların kim olduklarını bilmiyorum. …’i … durumu ile ilgili emniyette bilgi sahibi oldum. Bu şahsın benim satmış olduğum içkiden dolayı rahatsızlandığını bilmiyordum. Bu şekilde bir olay yaşandığından dolayı üzgünüm.”,
Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; “Ben yaklaşık 1 yıldır Cumhuriyet Caddesi, … Pasajı No: 10 Merkez,… adresinde bulunan … yerinde sigara ve içki satışı yapmaktayım. Satışını yapmış olduğum sigara ve içkileri Suriyeli ismini bilmediğim şahıslardan temin ederim. Sigaraların kaçak olduğunu biliyorum ancak içkilerin sahte olduğunu bilmiyordum. Sigara ve içkilerin fiyatları uygun olduğu için ben bunu Suriyeli şahıslardan alırım. Ben içki ve sigarayı tekele göre çok daha ucuz olduğu için Suriyeli şahıslardan temin ediyorum ancak bu içki ve sigaraların nasıl bir ortamda hazırlandığını bilmem.”,
Mahkemede; “Ben…’te bulunan … Pasajı’nda alkol ve sigara satıyordum. Ben maktulü tanımıyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. 1 gün önce maktulün kardeşine 1 şişe alkol satmıştım. Sattığım alkol şişesi 70’lik … rakısıydı. Ben sattığımda akşam üzeriydi. Kardeşinin ismi …’imiş. Beni Emniyete aldıklarında ben bu kişiye sattığımı anımsadım ve bu yönde beyan verdim. Söz konusu sattığım alkol bandrolsüzdür. Bu alkol kaçaktır. Suriyeliler … yerime getirdi. Ben de satın aldım. Ben sahte olup olmadığını bilmiyordum. Ben yaklaşık 1 yıldır sigara ve alkol satışı yaparım. Ben kaçak satarım. Ben maktulü tanımıyorum ancak kardeşi 2-3 defa akşam üzeri gelip benden alkol almıştır. Bu yüzden simaen tanıyorum. Ben 100’lük rakı hiç satmadım. Ben şahsı tanımıyorum. Beraatimi talep ediyorum. Sizin adaletinize bırakıyorum.”,
Şeklinde savunmada bulunmuştur.
5237 sayılı TCK’nın “Kast” başlıklı 21. maddesi;
“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir” şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.
Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde; “…Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır.
Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir.
Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir.
Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir.
Buna göre, doğrudan kasıt; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kasıtla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.
Olası kasıt ile doğrudan kasıt arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasıttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kasıtla hareket ettiği kabul edilmelidir.
Olası kastı doğrudan kasıttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve “Olursa olsun” düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde “kanunda tanımlanmış haksızlık” olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.
Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk Ceza Kanunu’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
Türk Ceza Kanunu’nda taksir; “basit” ve “bilinçli” taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür.
Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrasında; “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi” şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun’un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; “kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği “kabullenme” ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; “olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir” şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur.
Olası kasıtla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde “Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir…Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir” şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri Öztürk-… Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, … 2017, s. 303-304.).
Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kasıt, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.
Bu aşamada, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un uyuşmazlıkla ilgili maddesi ile rakı üretimi, etil ve metil alkol hakkında da bilgi verilmesinde fayda bulunmaktadır.
4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un “Cezai hükümler” başlıklı 8. maddesinin (f) bendinde;
“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından belge almamış kişilerden ürün alan veya bu kişilere ürün satan ya da belgesinde belirtilen işyeri dışında satış yapan toptan veya perakende tütün mamulü, makaron, yaprak sigara kâğıdı,etil alkol, metanol veya alkollü içki satıcıları ya da açık içki satıcılarına bin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.” hükmü getirilmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 2005/11 sayılı Türk Gıda Kodeksi Distile Alkollü İçkiler Tebliği’nin 6. maddesinin (a) bendinde;
Rakı; “Yalnızca suma veya tarımsal kökenli etil alkol ile karıştırılmış sumanın, 5000 litre veya daha küçük hacimli geleneksel bakır imbiklerde, anason tohumu (Pimpinella anisum) ile ikinci kez distile edilmesiyle sadece Türkiye’de üretilen distile alkollü içkidir.” şeklinde tanımlanmıştır,
Maddenin (a) bendinde;
“Rakının;
– Üretiminde ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en az % 65’i suma olmalıdır.
– Hazırlanmasında rafine beyaz şeker kullanılmalı, şeker miktarı ürün litresinde en fazla 10 gram olmalıdır.
– Uçucu madde içeriği, hacmen %100 alkolün hektolitresinde 100 grama eşit veya daha fazla olmalıdır.
– Metil alkol içeriği, hacmen %100 alkolün hektolitresinde 150 gramdan fazla olmamalıdır.
– Anason tohumdan gelen uçucu yağın anetol miktarı, ürünün litresinde en az 800 miligram olmalıdır.
– Hacmen alkol miktarı en az % 40 olmalıdır.
– Dolum öncesi en az bir ay dinlendirilmelidir.” şeklindeki açıklamalarla rakının taşıması gereken nitelikler tespit edilmiştir.
Metil alkol, odunun distilasyonundan elde edilir. Bu yüzden metil alkole odun alkolü de denilmektedir. Bazı ülkelerde yaygın olarak benzine katılır. Kimya endüstrisinde sıklıkla kullanılan metanol, çözücü ve miyar özelliği taşıyan bir maddedir. Günlük kullanımda karşılaşılan ve metil alkol içeren maddelerden; yapıştırıcılarda %0-1, fren hidrolik sıvısında %4, denatüre alkol içerisinde %2-5, boya incelticilerde %3-28, … temizleyici sıvılarda %1-38, model uçak yakıntında %43-77, pipo tatlandırıcılarında %75, buzlanmayı önleyici sıvılar içerisinde %17-99, teksir ve fotokopi makinesi sıvısında %60-99, karbüratör sıvısında %99 ve antifriz içerisinde %100 oranında metil alkol bulunmaktadır.
Metil alkol toksik bir madde değildir, hafif bir şarhosluk yapar fakat sitotoksik özelliği yoktur. Toksik olan metanolün metabolitleridir. Ağızdan alındığında, etil alkol gibi gastrointestinal sistemden hızlı emilir. Gıda varlığı ya da yokluğuna göre değişmek üzere, kan düzeyi alımından ortalama 30-60 dakika sonra en üst düzeye ulaşır. Gıda ile birlikte alınması bu süreci yavaşlatır. Vücutta dokulara oldukça homojen bir şekilde dağılır.
Metanolün, vücut su kütlesinde dağıldığı ve pratikte yağda çözünmediği kabul edilir. Yıkımı nitelik bakımından etil alkole benzer ancak nispeten çok yavaştır. Metil alkol karaciğerde alkoldehidrogenaz enzimi etkisiyle NAD/NADH katalizörlüğünde formaldehide okside olur. Metaboliti olan formaldehit metanole göre 33 kat daha toksiktir. Yarılanma ömrü 1-2 dakika gibi çok kısa olan formaldehitin bu nedenle varlığı gösterilemez. Formaldehit kısa sürede yine toksik bir madde olan formik aside dönüşür. Formik asit ise folata bağlı enzimlerin yardımıyla karbondioksit ve suya dönüştürülerek vücuttan uzaklaştırılır. Başlıca karaciğerdeki yıkım dışında metanolün %3-5’i akciğerlerden solunum yoluyla, %12’si böbreklerden idrar ile atılır.
Metil alkolün her iki metaboliti de oldukça reaktiftir, akut zehirlenmede yaklaşık 24 saat süren ve hiçbir semptomun olmadığı sessiz bir periyod vardır. Bu semptomsuz dönem metanolün formaldehite yavaş metabolizasyonu nedeniyle görülür. Bu dönem sonunda tipik olarak görme bozuklukları ve belirgin metabolik asidoz gelişir ve tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Metil alkol zehirlenmesinde primer toksik faktör metabolik asidozdur. Bu tip zehirlenmede sarhoşluk önemli bir semptom değildir. Metanol toksisitesinde hedef organ retinadır. Metanol yüksek dozlarda geri dönüşümlü ya da kalıcı körlüğe yol açabilir (Metil Alkol [Metanol] Zehirlenmesi, Nesime Yaycı, … Akif İnanıcı, Türkiye Klinikleri, 2005, 2: 101-108.).
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Ölen …’in eşinden boşandıktan sonra annesi katılan … ile birlikte yaşamaya başladığı, evde alkol alan maktulün 11.02.2017 tarihinde, kardeşi katılan …’in sanığın … yerinden alıp getirdiği rakıdan içtikten sonra zehirlenme belirtileri göstererek 12.02.2017 tarihinde hastaneye kaldırılmasını müteakip 15.02.2017 tarihinde hayatını kaybettiği, olaya ilişkin bilirkişi raporunda ölümünün metil alkol zehirlenmesi nedeniyle meydana geldiğinin belirtildiği, sanık …’in kaçak sigara ve alkol satışı yaptığı,… ili, Cumhuriyet Caddesi, … Pasajında sanığın işlettiği unvansız ve tabelasız … yerinde yapılan aramada, çok sayıda kaçak sigara ile 545 şişe içerisinde 232,4 litre viski, 89,8 litre votka ve 40,2 litre rakının ele geçirildiği, ölenin evinde bulunan biri boş, diğeri dolu rakı şişelerinin muhafaza altına alındığı, muhafaza altına alınan … markalı 70 cl rakıdan alınan numune analizi sonucu; Türk Gıda Kodeksi Distile Alkollü İçkiler Tebliği’ne uygun bulunmadığı, metil alkol miktarının Türk Gıda Kodeksi’nde bulunan kabul edilebilir değerin yaklaşık 200 katı olduğu, söz konusu … rakısının insan sağlığını tehdit edecek nitelikte olduğu tespitlerine yer verildiği, yaklaşık 1 yıldır kaçak sigara ve alkol satışı yaptığını ifade eden sanığın, sattığı tütün ve alkolü ismini bilmediği Suriyelilerden satın aldığını belirttiği, sigaraların gümrük kaçağı olduğunu bildiğini ancak rakıların sahte olduğunu bilmediğini, sattığı içkilerden kaynaklanan bir zehirlenme olduğuna ilişkin kendisine gelip kimsenin şikâyetçi olmadığı, suçsuz olduğunu savunduğu anlaşılan olayda; alkollü içkinin üretimini yapmaksızın, izinsiz içki üreten kişilerden aldığı alkolü yaklaşık bir yıldır satan sanığın, izinsiz üretilen içkiden içenlerin zehirlenip zarar görebileceğini öngördüğü, ancak öldürücü miktarda metanol içerdiğini bilmeksizin satışını yaptığı izinsiz üretilen alkollü içeceklerden olay tarihine kadar kimsenin zehirlenmemesinin verdiği güvenle, alkol zehirlenmesi neticesinin meydana gelmeyeceğine inandığı, bu şekilde ölüm sonucunu kabullendiğine ilişkin delil de bulunmayan sanığın, …’in ölümüne bilinçli taksiriyle neden olduğu kabul edilemelidir.
Bu itibarla haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, bozma nedenine, bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçu için Kanun’da öngörülen ceza miktarı ile infaz oranı, sanığın tutuklu ve hükümlü olarak geçirdiği süre göz önüne alındığında, cezanın infazının durdurulmasına ve sanığın tahliyesine, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde sanığın derhâl salıverilmesi için yazı yazılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12.11.2019 tarihli ve 3120-4886 sayılı esastan ret kararının KALDIRILMASINA;
3- … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 09.10.2018 tarihli ve 1860-1563 sayılı kararının, sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Dairenin temyiz itirazlarının esastan reddi kararının kaldırılıp Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, bozma nedenine, bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçu için Kanun’da öngörülen ceza miktarı ile infaz oranı, sanığın tutuklu ve hükümlü olarak geçirdiği süre göz önüne alındığında, cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve sanığın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde sanığın derhâl salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.