Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/18994 E. 2012/21993 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18994
KARAR NO : 2012/21993
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, ücret ile boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshi üzerine açtıkları işe iade davasının yapılan yargılaması neticesinde davacının işe iadesine karar verildiğini, mahkeme kararının Gebze 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5843 esas sayılı dosyası ile takibe koyduklarını fakat söz konusu icra takibinde rakamın belli olmaması sebebiyle davalı tarafça itirazda bulunulduğundu, itiraz sonucu takibin iptal edildiğini belirterek dört aylık brüt ücret tutarındaki alacağı ile dört aylık boşta geçen sürelerden dolayı alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının talep ettiği dört aylık ücret isteminin haklı görülmesi durumunda faiz başlangıç tarihinin davacının işe başlatılması için müvekkiline başvurduğu tarihte işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken dört aylık tazminatının haklı görülmesi durumunda da faiz başlangıç tarihinin işe iade alma için işverene tanınmış olan bir aylık yasal sürenin sonu olduğunu, işe iade talebinin 24.07.2006 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, faiz başlangıç tarihlerinin hesabında bu sürenin nazara alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dört aylık süreye ilişkin ücret ve sosyal hakları ile işe başlatmama tazminatına ilişkin alacaklarının davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemenin 2004/900 esas ve 2005/619 karar sayılı dosyasında onama kararının davacı vekiline 11.07.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve bilirkişi raporuna göre davacının 24.07.2006 tarihinde başvuru yaptığının tespit edildiği, kanunda belirtilen on günlük süre şartı oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. İşçinin işe iade yönündeki başvurusu ciddi ve samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.
4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işveren işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde feshin geçersizliği davasında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile çalıştırılmadığı en çok dört aylık süre ücret ve diğer hakları ödenmelidir. İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu …, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
İşe iade yönündeki başvurunun on iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.
İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini bir ay içinde işçiye bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence kanuni süre içinde gönderilmiş olsa da, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı Kanun’un 56. maddesinin son fıkrasında izinler için öngörülen en çok dört güne kadar … süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu …, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır.
Somut olayda, davacının kesinleşen işe iade davasından sonra on günlük kanuni süre içinde işverenden işe iade talebinde bulunduğu, bu talebin on günlük süre geçtikten sonra davalı işverene tebliğ edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece kanunda belirtilen on günlük süre şartı oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, davalının süresinde yapılan işe başlama talebine karşın davacıyı işe davet etmediği anlaşılmıştır. Bu durumda işverenin davacı tarafından talep edilen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesinden sorumlu olacağı, davacının taleplerinin de buna göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.