Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/7799 E. 2006/11890 K. 18.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7799
KARAR NO : 2006/11890
KARAR TARİHİ : 18.09.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya muhasebe hizmeti verdiğini, davalı tarafından imzalanan 3.1.2003 tarihli belge gereğince kabul edilen borç miktarı üzerinden takip başlattığını, ancak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının verdiği hizmetin bedelini ödediğini, davacının, Maliyeye verilecek dilekçeler için kendisinden aldığı imzalı kağıtlardan birinin üzerini doldurarak takip başlattığını, belgedeki imza kendisine ait ise de yazıların kendisine ait olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 894.000.000 TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı muhasebeci ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bedelin ödenip ödenmediği ve miktarına ilişkindir. Davacı, davalıya muhasebecilik ücretini ödediğini ispat edememiş olup mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden hüküm kurulmuşsa da, davalı tarafından imzalanan 3.1.2003 tarihli “Tutanak” başlıklı belgede davalı, bir kısım açıklamalardan sonra toplam borç miktarı olan 3.200.000.000 TL’yi ödemey i açıkca kabul ve taahhüt etmiştir. Davalı
tarafından belge altındaki imza kabul edilmekle birlikte, üstünün sonradan rızası hilafına doldurulduğu savunması yasal delillerle ispat edilememiştir. Bu husus ispat edilemediği sürece de, açık borç ikrarı niteliğindeki davalının imzasını taşıyan bu belge davalı için bağlayıcıdır. Davalının şikayeti üzerine davacı hakkında bu nedenle Mersin 4.Asliye Ceza Mahkemesinde evrakta sahtekarlık nedeniyle açılan 2003/980 E. sayılı davanın halen derdest olduğu ve Adli Tıp raporunun beklendiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, az yukarda açıklanan hususlar dikkate alınarak, ceza davası sonucu da beklenmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davalı tarafından imzası inkar edilmeyen, boşa imzalı kağıdın sonradan rızası hilafına doldurulduğu da ispat edilemeyen 3.1.2003 tarihli belgedeki açık borç ikrarı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesi, 18.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.