YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8935
KARAR NO : 2006/12528
KARAR TARİHİ : 27.09.2006
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı dan 19.720 kg kalorifer yakıtı satın aldığını, yakıtın standartlara uygun olmadığının yapılan analizlerde anlaşıldığını, ödenen yakıt bedeli icra takibi yaptığını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini öne sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, 14.009.80 YTl. Asıl alacak 2.815.46 YTl. İşlemiş faizi için davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmasına, cezai şartın tahsili yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalın tarafın tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 … maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı;alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2.bendindeki (cezai şartın tahsili yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine) cümlesinin çıkartılarak, yerine aynen (hükmedilen asıl alacağın %40.ı oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak, davacıya verilmesine) cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek davacıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 684.42 YTl.nın davalıdan alınmasına, 27.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.