Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/658 E. 2007/5912 K. 30.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/658
KARAR NO : 2007/5912
KARAR TARİHİ : 30.04.2007

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı … … ile imzalanan sözleşme ile …’e açık hesap kredisi kullandırıldığını, davalınında sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, ödemelerin yapılmadığını ve davalının icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmenin ek … hamili kısmını imzaladığı kefil olarak imzası olmadığı için geçerli bir kefalet ilişkisinden söz edilemeyeceği gibi davalı imzasının kefaleti içerdiği kabul edilse dahi sözleşmede kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirtilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1-Kredi veren … A.Ş.nin Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile Tasarruf mevduatı Sigorta fonuna devredildiği anlaşılmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 111.maddesinde “tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur” denilmekte olup, anılan
yasanın 142.maddesinde de “Fon, fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesince bakılır. O yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde, bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemelerinde görülür” hükmü getirilmiştir.Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; Fon bankaları ile ilgili uyuşmazlıkların karmaşık nitelik taşıması itibariyle kısa sürede doğru ve kesin yargısal sonuca varılabilmesi için zenginleşmiş bilgi birikimine ihtiyaç duyulduğu ve dolayısıyla Fon bankalarınca açılacak davaların ihtisas mahkemelerince çözümlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Eldeki dava da Fon bankasının alacağını tahsiline yönelik olduğuna göre, mahkemece görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma şekil ve sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer 30.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.