YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4098
KARAR NO : 2022/11438
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlunun; borca itirazı ile birlikte ödeme emri tebligatının ikamet adresi olmasına rağmen işyerinde evrak müdürüne tebliğ şeklinde yapıldığını ve tebligat yapılan şahsın da çalışanı olmadığını ileri sürerek usulsüz tebligat şikayetinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; borçlunun istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12.maddesinde; “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır”, aynı yasanın 13.maddesinde; “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır. Tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesinde ise ” ….tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Şu kadarki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tesbit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda, borçlu şirkete ödeme emri tebligatının “tüzel kişi temsilcisinin tebliğ anında toplantıda olması sebebiyle daimi çalışanı ve evrak kayıt memuru olduğunu beyan eden … imzasına tebliğ edilmiştir” şerhiyle yapıldığı, tebligatın şeklen usulüne uygun olduğu anlaşılmakla birlikte,borçlunun şikayet dilekçesinde; tebligatı alan …’nın borçlu şirketle hiç bir bağlantısı olmadığının ileri sürüldüğü, mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasında borçlu şirketin adresine defaten gidildiği, adresin sürekli kapalı olduğu, adres çevresinde yapılan araştırmada … isimli çalışanı olup olmadığını bilenin olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan borçlu şirkete başka icra takiplerinde aynı usulle yapılan ödeme emri tebliğ işlemlerine karşı borçlu tarafından herhangi bir şikayet başvurusunda bulunulmaması şikayete konu takipte borçlunun şikayet yoluna başvurmasına engel olmadığından mahkemece anılan kişinin şirket çalışanı olduğu ve tebligatları almaya yetkilendirildiği yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece, tebliğ yapılan …’ın tebliğ tarihi itibariyle borçlu şirkette (eski ünvanı … Konut A.Ş ve yeni ünvanı … Konut İnşaat Taahhüt A.Ş) evrak müdürü yada bu işlerle görevlendirilmiş bir kişi olup olmadığı kolluk marifetiyle net bir şekilde tespit edilmesi için yöntemince araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 12.01.2022 tarih ve 2021/1366 E.-2022/109 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, İstanbul … 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 26.11.2020 tarihli ve 2019/87 E. – 2020/739 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/11/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.