YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11363
KARAR NO : 2007/2618
KARAR TARİHİ : 26.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalının tavsiyesi ile …Köyünde taşınmaz almaya karar verdiğini, yabancılara mülk satışının yasak olması nedeniyle tapu devirlerinin davalının eşi adına yapıldığını ve satış bedellerinin ödenmesi işlemleri ile ilgili olarak kendisine beş adet açığa imzalı boş belge verdiğini, bu belgelerden birinin bankaya ibraz edildiğini, bu arada davalı ile başka hukuki ilişki nedeniyle aleyhine 210.000 Dolarlık dava açıldığını ve güveninin kalmaması nedeniyle elindeki boş belgelerin 3 Mart 1997 tarihli ihtarname ile talep edildiğini, belgeleri iade etmeyen davalının bir boş belgeyi 200.000 Dolar borçlandırarak icra takibine giriştiğini, belgedeki yazıların üç farklı kalem ile yazıldığının belirlendiğini, yine belgenin dolduruluşu ve kullanışı itibariyle de sözleşmeye aykırı doldurulduğunun açık olduğunu, bu miktarda borç para almasının mümkün olmadığını, karıştığı bir trafik kazası ile ilgili ödemenin 20.000.000 TL olup, bu yöndeki iddiasının da doğru olmadığını ileri sürerek, icra takibine konu edilen belge nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, belgedeki imzanın davacıya ait olduğununu, üzerinin farklı kalemle yazılmasının sonuca etkili olmayacağını, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, açılan ceza davasının beraat ile sonuçlandığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, açığa imza atıp boş belge verilmesi durumunda sözleşmeye aykırı doldurulduğunu kanıtlaması gerektiği, davacının iddiasinı katılayamadığı gerekçesi ile davanının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi, davacı, davalının
teşviki ile …’da taşınmaz almaya karar verdiğini, ancak, yabancı uyruklu olduğu ve o zamanki mevzuata göre taşınmaz alamayacağı için davalı ile aralarındaki inanç sözleşmesine göre taşınmazların davalının eşi adına tapuya tescil edildiğini, bu işlemlerin yapılması için de davalıya açığa imza atılmış beş adet boş belge verdiğini, daha sonra boş belgelerden birinin kararlaştırmaya aykırı olarak borçlandırıcı belge şeklinde düzenlediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu yapılan 06.05.1995 tarihli belgenin davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı hususunda toplanmaktadır. Gerek dosya kapsamı ve gerekse … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/59 esas sayılı dosyası ve temyiz incelemesi Dairemizce birlikte yapılan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/66 esas sayılı dava dosyası içeriklerinden, yabancı uyruklu olan davacının … ilçesinin … Beldesinde taşınmaz almaya karar verdiği ve taraflar arasındaki güvene dayanan sözleşme gereğince taşınmazların davalının eşi… adına tapuya tescil edildiği, sonra da söz konusu taşınmazların 49 yıl süreli davacıya kiraya verildiği, yine davacı tarafından imzalanan 21.4.1995 tarihli … Bankası’na hitaben yazılan belge ile, davalı …’ın hesabından 60.000 Dolar ödenmesi için talimat verildiği, davalı tarafından alınan bu bedelin taşınmaz bedellerinin ödemesinde kullanıldığı anlaşılmakta olup, esasen bu husus ihtilafsızdır. Yine daha sonra, davacı ile davalı arasında ortak zeytinyağı fabrikası kurulması hususunda anlaşmaya varıldığı ve bu amaçla davacının bir kısım ödemelerde bulunduğu, ortalığın gerçekleşmemesi üzerine de, davacının bu amaçla ödediği bedellerin istirdadı için … Asliye Hukuk Mankemesinin 1997/66 esas sayısında kayıtlı davayı açtığı ve 3 Mart 1997 tarihli ihtarname ile de, davalı elinde kalan açığa imzalı dört adet belgenin geri istendiği, bu ihtara sessiz kalan davacının 11 Ağustos 1997 tarihinde dava konusu belge ile icra takibine giriştiği görülmektedir.
Davalı, davacının 5.5.1995 tarihinde Ölümlü trafik kazası yaptığını bu sebeple 6.5.1995 tarihinde 200.000 Dolar borç para aldığını ve dava konusu belgenin bu amaçla düzenlediğini savunmuştur. Davacı ise trafik kazasının doğru olduğunu, ancak, olay sonrasında ölenin yakınların bir takım masrafları dışında bir ödeme yapılmadığını, açılan dava sonunda da, 13.1.1997 tarihinde ölenin yakınlarına tazminat ödendiğini belirtip buna ilişkin belgelerini sunmuştur. Dava konusu belge ile 21.4.1995 tarihli davalı tarafından bankaya ibraz edilen belge üzerinde yapılan uzman bilirkişi incelemesinde ise, dava konusu 6.5.1995 tarihli belgedeki; borçlandırıcı kısımdaki metin kısmının daktilo ile yazıldığı, şahit Nadir Danışoğlu ve altındaki imzanın farklı kalem ve el mahsulü olduğu, “saygılarımla …” ibaresini de farklı bir yazı ve kalem ile yazıldığı
2006/11363-2007/2618
belirlendikten sonra, davalı …’in bankaya ibraz ederek kullandığı 21.4.1995 tarihli belgedeki “saygılarımla …” ibaresinin aynı yazı ve kalem ile yazıldığı ve bu yazıların davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Somut olayda taraflar arasında taşınmaz alımı konusunda güvene dayalı bir işlem olduğu sabit olduğuna ve davacı tarafından imzalanan belgelerden birisi bu nedenle kullanıldığına ve dava konusu 6.5.1995 tarihli belge ile 21.4.1995 tarihli belgedeki davalı eli mahsulü olmayan “saygılarımla …” ibarelerinin aynı kalem ve yazı ile olması karşısında, her iki belgenin de, taraflar arasındaki güvene dayalı ve davacının taşınmaz alımı nedeniyle önceden hazırlandıklarının ve üstünün, boş bırakıldığının kabulü gerekir. Davacının zeytinyağı fabrikası kurulmasına ilişkin ödediği paraların tahsili için dava açması, zeytinyağı fabrikasının ithalatı sırasında davalın yaptığı usulsüzlükler ve davacının orada yaptığı bir kısım ödemelerin inkar edilmiş olması, dava konusu 6.5.1995 tarihli belgeden o sırada hiç söz edilmemiş olması, davacı, 3 mart 1997 tarihli ihtar ile davalıya elindeki açığa imzalı boş belgeleri iade etmesi için ihtar göndermesine rağmen davalının önce sessiz kalıp beş … gibi bir süre geçtikten sonra böyle bir belgenin ortaya çıkarılması karşısında, davalının dava konusu belge ile iligili beyanı hayatın olağan akışına da aykırıdır. Somut olaydaki taraflar arasında gelişen kendine özgü süreç, … 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/59 Esas sayılı dosyasındaki mahkumiyet kararı ve özellikle; davalı, dava konusu belgenin trafik kazası sonrasında 6.5.1995 tarihinde düzenlediğini iddia etmesine rağmen önceden düzenlediği anlaşılan belgeyi kullanmış olması ve davalının 200.000 Dolar borç para verdiğini de kanıtlayamamış olması karşısında, güvene dayalı ve davacı adına taşınmaz alımlarında kullanılmak için verilen boş belgenin sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunun kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, öte yandan, davacı, “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı halde mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılmamış olması da bozma nedenidir.
2-Bozma şekil ve sebebine göre davalının temyiz itazlarının şimdilik incelemesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde 12.20 YTL’nin davalıya, 12.20 YTL’nin davacıya iadesine, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.