YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2617
KARAR NO : 2006/4857
KARAR TARİHİ : 31.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan 857 parselin önü olarak belirtilen alanı kiralayıp 1.8.2000 tarihinde noterden sözleşme düzenlediklerini, ilk aylık kira bedeli, KDV, Kati teminat ve pul bedeli olarak toplam 7.431.480.000 TL davalıya ödediğini, davalının şartnamenin 10. maddesi gereğince mecuru teslim işlemini gerçekleştirmediğini, ayrıca taşınmazın orman alanı içerisinde olduğunu sonradan öğrendiğini, bu nedenle akdin feshi ile ödediği 7.431.680.000 TL.nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiştir.
Davalı, mecurun … kenarında kıyı kenar çizgisi içinde devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer olduğunu, davacının bu yeri 1980 yılından beri köy tüzel kişiliğinden kiraladığından bahisle işgal ettiğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yerle ilgili olarak mahkemece davanın kabulüne, akdin feshi ile 7.431.680.000 TL.nin ödenmesine dair verilen hüküm Dairemizin 24.2.2004 gün ve 12762-2040 sayılı ilamıyla; “kira sözleşmesinin davacı tarafından kiralanan mecur fiilen kullanılırken yapıldığı belirlendiğine göre, ayrıca mecurun teslimi gerekmez. Sözleşme yapıldıktan, davacı bu yeri fiilen kullandıktan ve kira sözleşmesinde belirlenen kira süresi dolmaktan bir yıla yakın süre geçtikten sonra davacının davalıdan bu yeri teslim edilmediğini ileri sürerek akdin feshini ve ödediği bedelin iadesini istemesi iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” gerekçesiyle bozulmuş, tashihi karar isteminin reddinden sonra bu kez Mahkemece 24.2.2005 tarih ve 197-59 sayılı kararla “eski hükümde direnilmesine” karar verilerek akdin feshi ile alacağın hüküm altına alınması kararlaştırılmış, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 25.5.2005 gün 2005/13-330-354 sayılı ilamıyla, “Ne varki mahkemece bozma kararından sonra ilgili mercilerden celbedilen 28.7.2000 tarihli tutanaklar direnme kararına gerekçe yapılmıştır. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulunca incelenecek bir direnme kararı bulunmayıp yeni bir hükmün varlığı sözkonusudur. O halde dosya … daireye gönderilmelidir” gerekçesiyle dosya dairemize gönderilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece akdin feshi ile birlikte davacı tarafından yatırılan 7.431.680.000 TL.nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karar infazda tereddüt yaratabilecek niteliktedir. Ayrıca B.K.nun 101/1. maddesi hükmü “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur” hükmü uyarınca davacı davalıyı temerrüde düşürdüğünü de ispatlayamamıştır. Bu durumda yasal faizin dava tarihinden itibaren uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün (1). maddesinin son cümlesinde “ödeme” sözcüğünün çıkartılarak yerine “dava” sözcüğünün yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 31.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.