Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/3351 E. 2006/10937 K. 04.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3351
KARAR NO : 2006/10937
KARAR TARİHİ : 04.07.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ile aralarında 12.02.2000 tarihinde devre mülk satış sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme bedeli olan 110.000 DM’yi peşin yatırdıklarını, sözleşmenin 10.maddesi gereğince devre mülkü almaktan vazgeçtiklerini, 12.09.2003 tarihinde ihtar çekerek vazgeçme iradelerini davalıya bildirdiklerini, davalının ödeme yapmaması nedeniyle icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacılara para borcu bulunmadığını, sözleşmenin 10. maddesinde öngörülen sürede ihtar çekilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki 12.02.2000 tarihli devre mülk satış sözleşmesi harici sözleşme olup, resmi şekilde yapılmadığı için, MK 706, BK 213 ve Tapu Kanununun 26.maddesi gereğince geçersizdir. İlke olarak, geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade ile yükümlüdürler.
2006/3351-10937
Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesinde “devremülk bedelini peşin ödeyen alıcının, devremülkü ikinci yılın sonunda almaktan vazgeçmesi halinde, sözleşme tarihi esas alınarak mark bazında en az % 30 net karı ile birlikte ana paranın alıcıya iade edileceği” belirtilmiş ise de, davacılar iki yıllık dönem sonunda sözleşmeden caydığını hemen bildirmemiştir. Davacılar aradan uzun süre geçtikten sonra 12.09.2003 tarihli ihtarname ile sözleşmeden caydıklarını bildirmiş ve ödedikleri paranın üç hafta içinde hesaplarına yatırılmasını istemişlerdir.Böyle olunca, mahkemece, ihtarın tebliğinden itibaren davalıya verilen üç haftalık atıfet mehli de dikkate alınarak davacının ödediği bedelin temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faizi ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde karar vermek gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı olduğu gibi hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-İ.İ.K. 67 maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada, borçlu kötüniyetle itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kavuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerden olayı temyiz olunan hükmün davalı yararına, 3. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 450 YTL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine 4.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.