YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14600
KARAR NO : 2022/23940
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
KARAR
Sanık … hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Asliye Mahkemesince verilen 11/02/2016 tarih ve 2015/994 esas, 2016/85 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 20/06/2018 tarihli, 2016/10379 esas, 2018/9700 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık …’in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olup, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA şeklinde karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2022 gün ve 2022/130221 sayılı yazısında;
“İtiraza konu uyuşmazlık; uzlaştırma hükümlerinin uygulanmamasına ilişkindir. 5271 sayılı CMK’nın 253/1-a maddesinde “(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.”5237 sayılı TCK’nın 131/1 maddesinde de “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.” hükümleri bulunmaktadır.
Sanık hakkındaki eylem bozma ilamı sonrasında TCK’nın 125/1 maddesindeki suçu oluşturduğu, aynı kanunun 131/1 maddesi gereğince şikayete tabi olduğundan CMK’nın 253/1-a maddesi gereğince uzlaştırmaya tabi olduğu açıktır.
Taraflara soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma önerisinde bulunulmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2- Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 20/06/2018 tarihli ve 2016/10379 Esas, 2018/9700 Karar sayılı ONAMA, kararının KALDIRILMASI,
3- … Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2016 tarihli ve 2015/994 Esas 2016/85 Karar sayılı sanık … hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASI,
4- İtirazımızın yerinde görülmemesi durumunda dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndrilmesi
Arz ve talep olunur.” şeklinde istemde bulunulması üzerine, dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11/02/2012 tarih ve 2015/994 esas, 2016/85 karar sayılı ilamı TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına dair, Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 20/06/2018 tarihli ve 2016/10379 Esas, 2018/9700 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir.
III- DEĞERLENDİRME
İncelenen dosyada;
1- Sanık hakkında 125/3,a maddesinde düzenlenen hakaret suçundan kamu davası açıldığı, … (Kapatılan) … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22/11/2012 tarihli ve 2011/495 esas, 2012/1324 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında TCK’nın 125/3,a maddesinde düzenlenen hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 26/10/2015 tarihli ve 2015/6677 esas, 2015/9144 sayılı kararı ile “sanığın kamu görevlisi olduğunu bilmediği şahsa karşı gerçekleştirmiş olduğu hakaret eyleminde kastın suçun temel şekline yönelik olduğu gözetilmeden, suçun nitelikli halini düzenleyen TCK’nın 125/3-a maddesinden hüküm kurulması” şeklindeki gerekçeyle bozulması üzerine, bozma sonrası … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11/02/2012 tarih ve 2015/994 esas, 2016/85 karar sayılı ilamı TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeyerek yargılamaya devam olunarak mahkumiyet hükmü kurulduğu,
2- Önceki hükmün sanık lehine bozulması nedeniyle, ”duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verilecek” biçimindeki ihtarlı davetiyenin sanığın son beyan ettiği adresinden farklı olan MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanığa yöntemine uygun şekilde yeniden duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden, yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı dikkate alınarak,
IV- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 20/06/2018 tarihli ve 2016/10379 Esas, 2018/9700 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
… Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11/02/2016 tarih ve 2015/994 esas, 2016/85 karar sayılı ilamın, sanık hakkında hakaret suçu yönünden yeniden incelenmesi sonucu;
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Önceki hükmün sanık lehine bozulması nedeniyle, ”duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verilecek” biçimindeki ihtarlı davetiyenin sanığın son beyan ettiği adresinden farklı olan MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanığa yöntemine uygun şekilde yeniden duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden, yokluğunda karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanığın eyleminin TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun oluşturması ve bu nedenle uzlaşmaya tabi hale geldiği, 5271 sayılı CMK’nın CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.