YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15833
KARAR NO : 2007/3059
KARAR TARİHİ : 08.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı apartman yönetiminin su abonesi iken borcu nedeniyle sayacının sökülerek mühürlenmesinden sonra sayaç yerine düz boru takarak kaçak su kullandığının tespit edildiğini, Belediye Meclis Kararı gereğince tahakkuk ettirilen kaçak kullanım bedelinin ödenmediğini … sürerek bu bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kaçak su kullanmadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kaçak su kullanımının … olduğu ve istenen bedelin belediye meclis kararına uygun bulunduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, alacak likit olmayıp yargılama ve bilirkişi incelemesi ile kesinlik kazandığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
2006/1533-2007/3059
Bunlardan ayrı;alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli … veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 1 nolu bendinin 2. satırının sonundan itibaren yazılı bulunan “gerekçeye göre davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” sözlerinin tamamen karardan çıkartılmasına, yerine “hükmedilen 1.749,60 YTL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 120,00 YTL. peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 8.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.