Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/8275 E. 2008/15801 K. 29.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8275
KARAR NO : 2008/15801
KARAR TARİHİ : 29.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile yaptığı harici sözleşme ile davalıdan taşınmaz satın alarak 700 YTL para ödediğini, ayrıca taşınmaza meyve ağaçları dikerek masraflarda yaptığını, ancak davalının tapuyu devredemediğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere taşınmazın raiç değerinden 10.000 YTL.nın 21.6.2006 tarihinde yaptığı masraflardan da 2.000,00 YTL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın 2006 tarihinde üzerindeki şeftali ağaçlarıyla birlikte raiç değeri olan 8750 YTL ile, 2289 YTL masraf bedeli olmak üzere 11.039,00 YTL.nın 28.2.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (EMK.634 yeni M.K. 706, BK. 213, Tapu Kn. 26 ve Noterlik Kn. 60. md.leri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davacının 2001 yılında tanzim edildiği dosya kapsamından anlaşılan tarihsiz harici satım sözleşmesi ile davalıya ödediği bedelin aktin ifasının imkansız hale geldiği dava tarihindeki ulaşacağı alım gücünün, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile belirlenmeli, denkleştirici adalet ilkelerine göre konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan açıklayıcı, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve bu yolla belirlenecek miktara, istemle ve kararı davacının temyiz etmemiş olmasıda gözetilerek verilen ilk karardaki miktarı geçmemek üzere hükmedilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.Bozmayı gerektirir.
3-Davacı, dava dilekçesinde taşınmaza yaptığı masraflar için harcadığı bedelden 2000YTL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle beraber tahsilini istemiş, mahkeme ise masraf olarak 2.289YTL.nın 28.2.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Mahkemece 2.289YTL.nın 28.2.2006 tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiş olması talebin aşılması niteliğinde olup HUMK.nun 74.maddesine aykırıdır. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek masrafın miktarı ve faizin başlangıcı hususunda talebi aşacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.