YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28667
KARAR NO : 2022/18097
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
…
…
…
1)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyete ilişkin hükümlere yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde ;
Suça konu düzenleme şeklindeki kira sözleşmesinin Noterlik Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belgelerden olması nedeniyle eylemin 5237 sayılı TCK’nin 204/1-3 maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini ve tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında TCK’nin 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyete ilişkin hükümlere yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde ;
Suça konu düzenleme şeklindeki kira sözleşmesinin Noterlik Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belgelerden olması nedeniyle eylemin 5237 sayılı TCK’nin 204/1-3. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken esas alınan Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/341 Esas ve 2008/519 Karar sayılı ilamındaki 4 yıl 2 ay hapis ve 500 TL adli para cezasının 28.01.2014 tarihinde kesinleştiği ve bu suçların işlendiği tarihe göre tekerüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydına konu tekerrüre esas olabilecek başkaca ilamının da bulunmadığı gözetilmeksizin mükerrir kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin hüküm fıkrasından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3)Sanıklar hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkumiyete ilişkin hükümlere yönelik sanıkların temyizinin incelenmesinde ;
a) TCK’nin 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması; TCK’nin 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. Somut olayda, sanıkların başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini adli veya idari bir makam önünde kullanmadıkları, başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanması fiilinin dolandırıcılık suçunun hile unsuru olarak kullanıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendilerini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermedikleri, buna göre, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine isabetsiz gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b) Kabule göre de ;
Sanıklara isnat edilen ”Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçundan dolayı kurulan hükümlerden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli, 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve CMK’nin 250/11. fıkrasına 7331 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle eklenen ”Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.” şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.